Ana içeriğe atla

Ben de Bir Tane Daha Var


Kitabın sayfalarını yavaşça çevirmeye başladım. Beni etkileyebilecek bir cümle aradım. Kitlenmek istiyordum çünkü. Kendimden sıyrılabilmek ve boyutlarında gezmek istedim. Benim karman çorman bir şekilde ancak anlatabildiğimi; tek cümleyle önüme koyacak, kaç ayaklı olduğu önemsiz bir masadaki, cümle israflarımı hatırlatacak ve bunu birkaç sözcükle, çabasız öylece duran bir paragrafın ortasında saklanmış beni bekliyor olmalıydı. Bu elimdeki kitapta olmadığı aşikar. Arzumun gerçekleşebilmesi için seçtiğim yazar bundan kel alakaydı. Benim cümlelerim onunkine göre sadakası kalır, bir de bunu bastırıp yayımlatmış.

Pardon”

buyrun.

Bir süredir sizi izliyorum da kararsız kaldınız sanırım. Oldukça iyi bir kitap; tavsiye ederim. “

Kafamı kaldırdığımdan beri yanaklarından gözlerine ayrılamıyordum. Benden biraz kısa, siyah saçlı ve gözlerinin siyahıyla parıldamalar. Birinin gamzesi, nasıl bu kadar çok olabilir. Gülmeden belirgenleşmemesi lazım oysaki, bütün cümleyi sırıtarak söylemiş olamaz. Ben bunları düşünürken cümlesi bitmiş, gözlerinin içi: görkemli komutan gibi gözlerime kilitlenmiş bekliyordu. ‘Bu kitabın neyini bu kadar beğendi.Acaba’

sizi bu kitap neden etkiledi. Ben pekte.. ‘

Cümlemin sonunu nereye getirmem gerektiğini düşünürken. Sözümü kesiverdi.

Okumadınız bile, birkaç cümle okuyup bu fikre nasıl sahip oldunuz?” /Evet haklısınız ama/ diye başlayacaktım ama sonrasında ben sana nasıl aradığım cümlenin burada olmadığını, o cümlenin ne olduğunu benim bile bilmediğim gerçeğini izah edebilirdim. Deneseydim, belki, sen de bir çaba ortaya koyardın. Böyleydim artık kendimi savaşçı adledip daha başlamadan yorgun ve isteksiz.

Evet haklısınız, önyargılı davrandım’. Hazır cevabımı sunmuştum.

Hazır cevabıma çoktan hazır.

Geç kalmışsınızdır muhtemelen,

Bu kitap belli zamanlardan sonra insanlar için çekilmez ve okunmaz olur. “

Anlamadım

Saptama işte canım, öyle bir fikir oluştu bende de, onu söyledim. İyi günler. “ diledi ve beni beklemeden çıkışa yöneldi.

Ben o sırada kitabı merak etmiş uzanıyordum. İyi günler ağzımdan kayıp düştü.

Ardında bırakıp gitmekten vazgeçmiş olacak ki yüzünü döndü tekrardan: çok uzaklaşmamıştı neyseki.

Ben de bir tane var, istersen verebilirim”

anlamadım.

Kitaptan bahsediyorum, bende var verebilirim. Bir kahve içmek ister misin? “

olur.

Neyseki “hangisine olur” demedi, o sırada yürümeye başlamıştım. Birlikte çıkışa doğru yöneldik. Yanımızda insanın boynuna ancak erişen rafların oluşturduğu vadide yürüyerek çıktık. Şehrin kalabalık sokağında yüzlerce insan bir yerlere gidiyordu. Biz başka bir yere.

ben olsam teklif etmezdim, kitabımı vermeyi yani.

Peki kahveyi? ”

Anlamadım.

Kahve içmeyi teklif eder miydin?”

evet o. bir an istedim, aklıma gelmişti ama uygun bir anda sormaya fırsat bulamadım.

Üst sokakta bildiğim bir yer var, 2. katta küçük butik bir yer oraya gidebiliriz”

olur.

Kitabını neden vermeyi teklif etmezdin?”

Beni dinlemiyor muydu?

Kadınların genel özelliği olmalıydı bu. Cevabını çoktan bildikleri soruyu önce sorup sonrasında seni dinlemiyor ve aslında duymak istedikleri cevaplara yönelik soruyu hazırlıyorlardı. Düşünmeye ya da yalan söylemeye zaman bırakmaksızın.

okurken aldığım notlar, altını çizdiğim yerleri öylece birisine vermek savunmasız hissettiriyor. Orada yazan hoşuma giden şeyleri paylaşmak istesem rahatlıkla anlatabilirim.

Niye savunmasız olasınki bir savaş mı çıktı? Hem sen beğendiğin tek bir cümleyi bana anlatmak istesen mesela, sana neden öyle hissettirdiğini, bana doğru ifade edebilmen için hikayenin başına ihtiyaç duyacaksın. Nasıl desem.. bir backgroundunu.. altmetnini vermen gerekecek. Onu ben anlayabilecek miyim, bilmiyoruz bile. Oysa kitabı okurken oraya gelinceye kadar bir şeylerden bahsetmiş, o noktaya hazırlamış oluyor.”

evet böyle de düşünülebilir tabi. Diyebildim yalnızca.

İşte geldik bu bina, asansöre binmesek iyi olur. Bazen bozuluyor.”

Basbayağı haklıydı. Ne aradığımı bilmediğim cümle yanıbaşımda yürüyordu. Kimbilir daha nerede kaybettiğim, aramayı hatırlamadığım cümleler vardı bu kızda.

Binanın eşiğinden geçmiş merdivenlere doğru yürüyorduk.




Yazan: “de dalar”





Bu blogdaki popüler yayınlar

İhtilaller ve İhtimaller Üzerine: Fransız Devrimi’nin Etkisiyle Demokrasinin Süreçsel Gelişimi

  Fransız Devrimi’ne Giriş Fransız Devrimi, yalnızca bir ulusun siyasi yapısını değiştiren bir hareket değil, aynı zamanda modern demokrasinin temellerini atan bir dönüm noktasıdır. Eric Hobsbawm’a göre modern dünyanın tarihsel süreci iki olay ile başlamıştır, İngiltere’de ortaya çıkan Endüstri Devrimi ve Fransa’da ortaya çıkan Fransız Devrimi. (Hobsbawm, 1962) Devrimin ortaya çıkışı, Fransa’nın içinde bulunduğu siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunlarla yakından ilişkilidir. 18. yüzyılın sonlarında Fransa, ekonomik, toplumsal ve siyasi bir kriz içerisindeydi. Mutlak monarşi, halkın ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktı ve Kral XVI. Louis’in yetersiz liderliği devleti zayıflatıyordu. Toplum, vergiden muaf tutulan din adamları ve soylular ile vergiler altında ezilen üçüncü sınıf (halk) arasında keskin bir ayrışmaya sahipti. Amerikan Devrimi’ne verilen mali destek ve 7 Yıl Savaşları, devleti mali bir krizin eşiğine getirmişti. Tarımsal üretimdeki düşüşle birleşen kıtl...

Prof. Dr. Altuğ Yalçıntaş ile Alternatif İktisat Akımları: Heterodoks Yaklaşımlar / Mülkiye Postası 05.12.2024

Muhabir: Röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için Mülkiye Postası adına size teşekkür ederim. Henüz çiçeği burnunda bir oluşum olarak ilk röportajımızı sizinle gerçekleştiriyoruz. Giyotin dergi çatısı altında temelde röportajlar, söyleşiler, sonrasında anket çalışmaları ve Mülkiye Haberleri yapmak amacıyla yola çıktık. Uzun ömürlü ve nitelikli bir oluşum olması için elimizden geleni yapıyoruz. Destekleriniz için tekrar teşekkür ederiz. Prof. Dr. Altuğ Yalçıntaş: Her zaman. Muhabir: Hocam isterseniz yine kitabın en başından alalım. Sizin için iktisat nedir? A.Y: En zor yerden girdin. İktisat geleneksel olarak ekonominin bilimidir. Yani ekonomiyi açıklamak için uğraşan insanların bir araya gelerek yaptığı şeyin ismine iktisat diyoruz biz. Ama bu cevap yeterli olmayabilir çünkü bu sefer “ekonomi nedir?” sorusunu cevaplamamız gerek. Ekonomi yine geleneksel olarak üretim, tüketim ve bölüşüm alanlarının bir bütünü olarak tanımlanır. Bu alanlardaki faaliyetlerin yapısı teknoloji ...

Avrupa’da Sosyal Demokrasinin Mevcut Durumu, Yeniden Yükselişi ve Geleceği Mülkiye Postası – 06.12.2024

Selin Çelik: Hocam, öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için Mülkiye Postası adına size teşekkür ederim. Henüz çiçeği burnunda bir oluşumuz ve ilk röportajlarımızdan birini sizinle gerçekleştirmekteyiz. Mülkiye Postası’ndan biraz bahsetmek isterim. Giyotin Dergi çatısı altında röportajlar, söyleşiler, anket çalışmaları ve Mülkiye ile ilgili haberler yapmak üzere yola çıktık. Uzun ömürlü ve nitelikli bir oluşum olması için elimizden geleni yapıyoruz. Destekleriniz için tekrardan teşekkür ederiz. Dr. Öğretim Üyesi Uğur Tekiner: Rica ederim. SÇ: İsterseniz, ilk sorumuzla başlayalım. Öncelikle, Fransa ve Birleşik Krallık'taki sol partilerin zaferleri seçmen davranışlarındaki değişimi mi yoksa geçici bir tepki yansıtmakta ve uzun vadede bu desteği artırmak için nasıl bir vizyon gerekli? UT: Aslında çok yerinde ve güncel bir soru. Bu iki eğilimi de düşündüğümüzde, her ikisi de diyebilirim. Öncelikle, geniş bir perspektiften baktığımızda bu iki seçim zaferine sadec...