Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Araştırma Yazısı etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

The Paradox of Neutrality: Rethinking Power in the Reproduction of Violence Against Women in Eastern and Western Societies

  The Paradox of Neutrality: Rethinking Power in the Reproduction of Violence Against Women in Eastern and Western Societies Author: Reyhan Javid Neutrality can be seen as a hidden form of power. In moral and social discussions, neutrality is often understood as a sign of fairness and balance. However, when we face issues that are based on gender inequality, such as violence against women, especially rape, the neutrality of legal and social institutions is not a sign of justice. Instead, it can become a tool for maintaining the current situation and continuing violence against women. From a comparative view, we can see that both Eastern and Western societies, in different ways, reproduce violence: in the East, through legal silence under the idea of privacy, and in the West, through formal equality under liberalism. Traditionally, neutrality in classical political science is considered one of the main principles of ethical and legal judgment. It emphasizes avoiding prejudice and tr...

Emperyalizmin Tepemizde Sallanan Kılıcı:

  Emperyalizmin Tepemizde Sallanan Kılıcı: Yazar: Oğuz Kaan Ormancı Gunboat Diplomasisi  Yöntemleri üzerinden bir Emperyalizm Eleştirisi Cicero, Tusculum Tartışmaları’nda (Tusculanae Disputations) Siraküza Kralı Dionysios ve onun saray ahalisindeki dalkavuklarından olan Demokles’in efsanesini anlatır. Efsane şöyle gelişir: Dionysios şatafatlı bir hayat sürdüren, engin zenginlikler ve kaynaklara sahip bir kraldır. Dalkavuklarından Demokles ise her fırsatta kralının zenginliklerine methiyeler dizmektedir. Bir gün Demokles yine kralın varlıklı hayatına methiyeler dizerken Kral Dionysios’tan mutlu kimsenin olamayacağına değinir, bunun üzerine Kral Dionysios Demokles’e yerine geçmek isteyip istemediğini sorar. Demokles kralın teklifini kabul eder ve Kral Dionysios, Demokles’e tüm şatafat ve zevkleri tatma imkânı sunar. Akabindeyse eşsiz bir ziyafet tertip ettirir ve bu ziyafet esnasında kral, Demokles’in başının üstüne, tek bir at kılı ile tavana bağlı bir kılıç asılmasını emrede...

SAVAŞIN ERİL YÜZÜ

  SAVAŞIN ERİL YÜZÜ Yazar: Naz Gezgin           Savaş, insanlığın kendisi kadar eski bir olgudur. Binlerce yıldır dünya üzerinde sayısız sebepten savaşlar çıkmış, sayısız can verilmiştir. Savaşların; etnik yapı, sınıf, din ve mezhep gibi pek çok sebebi bulunur. Bu nedenler arasında en dikkat çekeni, bir grubun diğeri üzerinde kurmaya çalıştığı iktidar ve tahakküm arzusudur. Daha spesifik bir düzlemden bakacak olursak savaş; erkek hegemonyasının "düşmanlarına" karşı verdiği bir mücadeledir. Kadınlar açısından savaşlar, önemli birer kırılma noktasıdır. Savaş; toplumların aile yapısını, kadının statüsünü, iş ve kamusal hayattaki yerini kalıcı olarak değiştirmiştir. Psikolojik travmalardan, kayıplardan ve yıkılan evlerden; daha özgür ve bağımsız kadın figürleri doğmuştur. Savaşların geleneksel patriarkal düzenin çarklarını zorunlu olarak durdurması, feminizm hareketini toplum içinde yaymış; hak arayışlarını ateşlemiş ve şiddetlendirmişt...

Otoriter Macaristan’ın Hikâyesi

  Otoriter Macaristan’ın Hikâyesi Yazar: Murat Arda YAVUZ Macarlar 1990 yılında demokrasiye geçerken gelecekten umutluydu. Tüm ülkelerde sosyalist rejimler bir bir yıkılıyor, dalga dalga yayılan liberalizm tüm dünyada özgürlük rüzgârları estiriyordu. Bu “neoliberal” iyimserlik döneminde ateşli konuşmalarıyla dikkat çeken genç Viktor Orbán, ülkesinin gelecekteki on yıllarına damgasını vuracaktı. Orbán ve partisi Fidesz uzun süre ülke siyasetindeki baskın iki güçten biri oldu, nihayet 2010 yılında çok büyük bir destekle iktidara geldi. Muhalefetin erimesiyle Fidesz ülkedeki baskın parti konumuna yükseldi ve ardı ardına birçok seçim kazandı. Orbán Anayasa’yı baştan yazdı, medyayı tekeline aldı ve muhaliflerin siyaset alanını giderek daralttı. (Lendvai, 2017). 2015 göç kriziyle birlikte sağ-popülist ideolojiyi tam olarak benimseyerek ülkesini giderek otoriterleştirdi. AB fonlarını dağıtarak kendi siyasi elitini oluşturdu. Muhaliflere karşı acımasız bir dil takındı; onları “Sorosçu”, Uk...