Ana içeriğe atla

Şiir

Giyotin 1. Sayı

Harelerinde titrek ayın çehresi

Füruzan yüzün tümden bana zehr idir

Şehvetin bir kıvılcım şüphesiz

Pervane olmuş, şeminde yanmak keyf idir


Ruhunun aynasında rastlamıştım bana

Tek bir güneş gördüm ve de sakladım sana

O ne güzel bir ıtır, o ne hoş bir ışık

Gel aşk, beni gör bana dön bana karış


Şem


~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~


Sevdan beni uslandırmaz yarim

Bi' öfkeyi bildim bi' koynunda şefkati

Ne sen bilirsin derdimi

Ne de Rabbin bilir ahvalimi


Alevin ahmarıdır aşk-ı meşkin

Gönlüme düştü, kül eder kor gibi

Mal-i hülyalı bir sevdadır ki sevgilim

Yoktan var eder seni de necm gibi


Ne Mecnun'u bildim ben ne Leyla'yı 

Ben bir seni bildim ben gibi 


Şem


~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Yakut kaplı görkemli bir hançer

Kokuları dağılmış beyaz laleler

Güzelliğini anlatmama bir izin verseler

Hepsi kabulüm hepsi sen


Şem


~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Yaşanmış ama yaşanamayacak aşklar,

Gözyaşı, acı ama umut, mutluluk var,

Geçmiş günler ama gelecek yarınlar, 

Görülmemiş ama göze alınamayacak gerçekler, 

Gönlümün katlanamadığı ama gönlümü alan şeyler var,

Hayalin beyazı ve hayatın siyahı, 

Başkentin sisli, gri havası var, 

Solmuş ama yeşerecek çiçekler,

Batmış ama doğacak güneşler, 

Dili olsa konuşacak duvarlar, 

Karanlık ama aydınlık koridorlar, 

İlkler ama sonlar var burada,

Bulunmuş ve bulunacak fikirler,

Kurtarılmış ve kurulacak ülkeler,

Yazılmış ve oynanacak piyesler,

İlan edilmiş ve buyrulacak fermanlar, 

Söylenmiş ve haykırılacak marşlar var, 

Okunmuş ve tozlanmış cilt cilt kitaplar,

Zehir ama ilaç gibi kafalar,

Yenmiş ve yenecek üzümler,

Dolu ama yamalı heybeler

Gece gündüz çalışan inekler, 

Yetişmiş ve yetişecek nesiller, 

Vatan aşkıyla coşan yürekler, 

Tarih yazar her köşe başında, 

Gençlik ve bilgelik burada,

Türkiye var burada 


Mülkiye bura...



Bülbül



Giyotin 2. Sayı

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Yedi bahri umman denizinde bir çocuk 

Tekliğin hüznüne yelken açan yolculukta 

Siste, soğukta, karanlıkta 

Olmayan dünyalarda taştan bir oyuk 

İçinde çocuk 

Hareketsiz yatıyor 

oyukta çıyanlar rızkını arıyor 

Kemal Şerif

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

İçmeye yerim yok kaçmaya mecalim 

Kalmaya param yok sevilmeye ömrüm 


Geçtiğimiz köprülerin betonuna gömüldüm 


Ters bayrakları aşka astım henüz kurumadı 

Ustalardan haber yok beyaz atlı 

Bir sarhoş tekbir getiriyor 

Barutla yazılı ademoğlunun bahtı


Kemal Şerif


~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~


yalnız benim dünyada

hayatın günübirlik esintisinde

eskittiğin bir çift gözümde

ürküttüğün her bir sözümde

bülbülüm

ey gülüm!

solmalara mahkumum

titreyen sesimde

bir fısıltısın artık

seni seviyorum

Şem

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

yeşilin en hoş tonu bu mu

sümbülün en ıtırlı hali

sen misin aşk-ı baharım

sen misin

kimsesizliğimin kimsesi

Şem

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

sultan-ı cihan olsam ne çare

divan pençe sana susuyorum

leb-i deryaya sokulsam da

mavine hasret yaşıyorum


ne bir güneş senin kadar sıcak

ne de bir gülüş seninki kadar azrail

tövbe ediyorum sevgilim

beni azad et

Şem

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Sokaklarda çocuk sesleri çınlar

Akşamları ışıkların söndüğü sokaklar

Ankara bembeyaz bir kefen giymiş

Üstüne toprak değil tuz atarlar

Öykü Karakuş

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

gözyaşlarım mıdır

bu yüzümü ıslatan

yoksa yağmur damlaları mı

bir aralık akşamı

sen beni uğurlarken

Öykü Karakuş


Giyotin 3. Sayı

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Yaşanmış ve yaşanacak her şeylerin sabahında

yağmurdan bir ankara ayazında

oturdum tutuyorum zamanı

erken çıkageldi bu senenin hazanı


Köprüler geçilmiş dostluklar seçilmiş bir dönemdeyiz

Geriye dönülmüş masalar dağılmış bir yerdeyiz

Mektebe gideriz, yurdumuza gene döneriz 

cebimizde

istemediğimiz ihtimalleri de gezdiririz


Yapılmadık kalmadı deyinceye dek yaşanmalı hayat

bu yolda sevincek umutlarla dipdiri

evim dediğin yerin misafiri oldun mu birden

istenmediğinden, eskisi gibi beklenmediğinden 

midir bilmem

çok gelerek oturmayı bilmeli insan

çok gelerek çalışmayı 

çok gelerek sokakları dolaşmayı bilmeli

mahzun da mahcup da olmadan

işgal etmeli 

Eskidendi çok eskiden 

dediği evi


Ne idüğü belirsiz bir haldeyim

kederdeyim

yalnız 

ankara derler bir köydeyim

insanı benim insanım

söylenip de sevdiğim 

olmadığım kadar güvendeyim


Bitirirken sözümü

Tutamadığım sözlere ithaf ediyorum

seni beklediğinden çok özlüyorum

Ve bir kez daha 

İzmire gelmeyi düşlüyorum

Kemal Şerif

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

bu geçen kaçıncı teşrin

çekilen hangi günahı bedelin

ateşin ve kinin 

dipdiri bir öfkenin

feleğin ve çemberin içinden geçtim

Fi tarihinden kalma gibi zihnim


fergüzar derler bir yerde bekledim

gelmeyince hislerim

ve

kardeşlerim

tarifi zor bir hüzne gebeyim

Yola bir canım kalsam yine düşerim

dillerin şarkılara dönüştüğü diyara özlemim

yayıncak bahçelerin şen şakrak kuşlarını izlerim

gül endam kızların dizlerinde gözlerim

masalları var sesimle söylerim 

Ki

Fi tarihinden kalma gibi zihnim 


kimseyi unutmam ama

seni bir yerden çıkarır gibiyim

Kemal Şerif

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Çözemediklerimin en çetinisin

yaralı yüreğe ne iyi gelir sen bilirsin

yıldızlarda yerimsin 

yaşanmamış gençliğim

sen

imkansızlardan yalnız birisin


Belki en güzelisin

yer vermez aksinin tekisin

değer vermez, kıymet bilmezsin


Sevgi demeyeceğim adına

yalnızca huzur

gelmeyince yanına göğsüme bir taş oturur

taşı al  

oyduğun yer bana kalsın

sohbetinden yana dursun 

sebepsiz fırtınam ne ararsın


Şimdi

gelsen de dolmuyor 

Sana yetiremediğim dizelerim


e gitsen de olmuyor

kal be güzelim

Kemal Şerif

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~