Ana içeriğe atla

BİR CEZA KOLONİSİ OLARAK GUYANA

Yeryüzünde birçok hapishane suçlulara yaşattığı ağır şartlar ile efsaneleşti, filmlere ve kitaplara konu oldular. Bu eserler bize hapishanelerin her zaman beton duvarlardan meydana geldiklerini alışılmış kıldı. Aslında duvarları olmayan, veya kısmen olan, hapishanelerin de varlığı günümüzden sadece 85 yıl öncesine kadar devam etmektedir. Bunlar “Ceza Kolonileri” olarak adlandırılmaktaydılar.


En meşhurları olan Fransız Guyanası’ndaki ceza kolonisi 1852 yılında Fransa İmparatoru 3. Napolyon tarafından kurulmuş ve son suçlular bölgeyi 1953 yılında terk etmiştir.1 Koloni öncelikle karadaki St-Laurent-du-Maroni Hapishanesi başta olmak üzere üç adadan oluşan Salvation Islands takımı ve Şeytan Adası’ndan (isminin size yeterince ipucu vereceğini düşünüyorum) meydana gelmekteydi. Bölge sekiz ay yoğun yağışlı, bazı kıyı kesimlerinde bataklıklara sahip ve tüm yıl 25-27 santigrat derece sıcaklığa sahipti. Bu coğrafi koşullar altında mahkumiyet oldukça zordu çünkü suçlular içinde oldukları çetin doğada çalışmak zorundaydılar. Bulundukları iklimde sıtma yaygın bir hastalıktı. Kolonideki ölüm oranı yüzde yetmiş beş olarak kaydedilmiştir. Anlaşılacağı üzere koloni ününü korkunç yaşam şartlarına borçluydu.


Suçlular Guyana’ya vardıkları zaman gözlemlenebilmelerinin kolaylaştırılması için numaralandırılmaktaydılar. Ardından genel bir sağlık muayenesi ile bir dosya hazırlanır içinde suçluların boyu, saç rengi, dövmesi ve ilginçtir ki kafatası şekli ile ilgili temel bilgiler bulunurdu. Bu o zamanların popüler bilimi olan Frenoloji ile ilgilidir. Frenoloji insan kafatasının kişinin suç işlemeye yatkınlığı hakkında ipucu verdiğini savunmaktaydı.2 Dosyalar hazırlandıktan sonra suçlular üç gruba ayrılırdı. Üçüncü grup en kontrol edilemez suçlulardan, ikincisi rehabilitasyona açık olduğu düşünülenlerden, birincisi ise en uysal suçlulardan oluşurdu. Ancak Fransız Guyanası’nda yaşam bu grupların hepsi için en kötü kabustu. Üçüncü grup çalışma kamplarında (çoğu bataklık arazisi ve sıtmanın yaygın olduğu yerler) kereste kesmek için görevlendirilirdi. Çalışırken sessizlik bozulamayacak bir kuraldı, mahkumlar ayaklarından zincirlenirdi. İkinci grup suçlular, mahkum giysileri üretmek, yemek yapmak gibi görevlere atanmışlardı. İlk grup sessizlik kuralından muaf yani konuşabilen gruptu ve işleri gardiyanların bahçivanlığı veya evlerinde hizmetçilik gibi tercih edilebilir türdendi.3 Ünlü mahkum Henri Charriere (lakabı Kelebek “Papillon”) yazdığı otobiyografide bataklıkta çamurun içinde kereste kesmekle görevlendirildiği ve bir gün çalışma esnasında bir timsah ile karşılaştığını yazmıştır.4 Kelebek ilk kaçma denemesinin ardından mevcut cezasına ek olarak iki yıl, ikinci denemesinin ardından beş yıl hücre cezasına çarptırılmıştır. Cezası boyunca ses çıkarmasının yasak olduğunu (gardiyanlarla konuşmak dahil) düşünürsek akıl sağlığını koruyabilmiş olması bir mucize. Papillon daha sonra nakledildiği Şeytan Adası’ndan kaçmayı başarmış, özgürlüğüne kavuştuğunda yazdığı otobiyografisi sayesinde hikayesi ün kazanmış ardından 1973 yılında yönetmen Franklin J. Schaffner tarafından “Papillon” ismiyle filme uyarlanmıştır.

Bugün herhangi bir kaynağa bakarak Fransa’nın köleliği 1848 yılında kaldırdığını öğrenebiliriz. Ancak Fransa, ceza kolonilerini köleliğin kaldırılmasının ardından oluşan ücretsiz emek açığını kapatmak için kullanmaktaydı.5 Fransız Ceza Kolonileri bir sömürü aracı olarak 1953 yılına kadar varlıklarını sürdürdüler. İkinci Dünya Savaşının ardından oluşan ortamda insan haklarına verilen önemin artması, kolonizasyonun hız kaybetmesi ve ceza kolonilerinin Fransa için ekonomik bir yük haline gelmesi gibi etkenler sebebiyle suçlu kolonileri kapatıldı. Bugün bu kölelik sisteminin kalıntılarını terk edilmiş bir şekilde Guyana ve Yeni Kaledonya’da görmek mümkün.


Yazar: Mülayim Sert





KAYNAKÇA


Anderson, Clare. “A Global History of Convicts and Penal Colonies”, t.y.

Charrière, Henri, Patrick O’Brian, ve Henri Charrière. Papillon. Repr. Panther Books. Frogmore: Panther, 1975.

Forsdick, Charles. “Between Censorship and Amnesia: The End of The Penal Colony in French Guiana” (14 Aralık 2020). https://doi.org/10.4000/transtexts.1503.

Rafter, Nicole. “The Murderous Dutch Fiddler: Criminology, History and the Problem of Phrenology”. Theoretical Criminology 9, sy 1 (Şubat 2005): 65-96. https://doi.org/10.1177/1362480605048943.

Toth, Stephen A. Beyond Papillon: The French Overseas Penal Colonies, 1854-1952. France Overseas. Lincoln: University of Nebraska Press, 2006.


1Charles Forsdick, “Between Censorship and Amnesia: The End of The Penal Colony in French Guiana”, sy 15 (14 Aralık 2020), https://doi.org/10.4000/transtexts.1503.

2Nicole Rafter, “The Murderous Dutch Fiddler: Criminology, History and the Problem of Phrenology”, Theoretical Criminology 9, sy 1 (Şubat 2005): 65-96, https://doi.org/10.1177/1362480605048943.

3Stephen A. Toth, Beyond Papillon: The French Overseas Penal Colonies, 1854-1952, France Overseas (Lincoln: University of Nebraska Press, 2006).

4Henri Charrière, Patrick O’Brian, ve Henri Charrière, Papillon, Repr, Panther Books (Frogmore: Panther, 1975).

5Clare Anderson, “A Global History of Convicts and Penal Colonies”, t.y.

Bu blogdaki popüler yayınlar

İhtilaller ve İhtimaller Üzerine: Fransız Devrimi’nin Etkisiyle Demokrasinin Süreçsel Gelişimi

  Fransız Devrimi’ne Giriş Fransız Devrimi, yalnızca bir ulusun siyasi yapısını değiştiren bir hareket değil, aynı zamanda modern demokrasinin temellerini atan bir dönüm noktasıdır. Eric Hobsbawm’a göre modern dünyanın tarihsel süreci iki olay ile başlamıştır, İngiltere’de ortaya çıkan Endüstri Devrimi ve Fransa’da ortaya çıkan Fransız Devrimi. (Hobsbawm, 1962) Devrimin ortaya çıkışı, Fransa’nın içinde bulunduğu siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunlarla yakından ilişkilidir. 18. yüzyılın sonlarında Fransa, ekonomik, toplumsal ve siyasi bir kriz içerisindeydi. Mutlak monarşi, halkın ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktı ve Kral XVI. Louis’in yetersiz liderliği devleti zayıflatıyordu. Toplum, vergiden muaf tutulan din adamları ve soylular ile vergiler altında ezilen üçüncü sınıf (halk) arasında keskin bir ayrışmaya sahipti. Amerikan Devrimi’ne verilen mali destek ve 7 Yıl Savaşları, devleti mali bir krizin eşiğine getirmişti. Tarımsal üretimdeki düşüşle birleşen kıtl...

Prof. Dr. Altuğ Yalçıntaş ile Alternatif İktisat Akımları: Heterodoks Yaklaşımlar / Mülkiye Postası 05.12.2024

Muhabir: Röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için Mülkiye Postası adına size teşekkür ederim. Henüz çiçeği burnunda bir oluşum olarak ilk röportajımızı sizinle gerçekleştiriyoruz. Giyotin dergi çatısı altında temelde röportajlar, söyleşiler, sonrasında anket çalışmaları ve Mülkiye Haberleri yapmak amacıyla yola çıktık. Uzun ömürlü ve nitelikli bir oluşum olması için elimizden geleni yapıyoruz. Destekleriniz için tekrar teşekkür ederiz. Prof. Dr. Altuğ Yalçıntaş: Her zaman. Muhabir: Hocam isterseniz yine kitabın en başından alalım. Sizin için iktisat nedir? A.Y: En zor yerden girdin. İktisat geleneksel olarak ekonominin bilimidir. Yani ekonomiyi açıklamak için uğraşan insanların bir araya gelerek yaptığı şeyin ismine iktisat diyoruz biz. Ama bu cevap yeterli olmayabilir çünkü bu sefer “ekonomi nedir?” sorusunu cevaplamamız gerek. Ekonomi yine geleneksel olarak üretim, tüketim ve bölüşüm alanlarının bir bütünü olarak tanımlanır. Bu alanlardaki faaliyetlerin yapısı teknoloji ...

Avrupa’da Sosyal Demokrasinin Mevcut Durumu, Yeniden Yükselişi ve Geleceği Mülkiye Postası – 06.12.2024

Selin Çelik: Hocam, öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için Mülkiye Postası adına size teşekkür ederim. Henüz çiçeği burnunda bir oluşumuz ve ilk röportajlarımızdan birini sizinle gerçekleştirmekteyiz. Mülkiye Postası’ndan biraz bahsetmek isterim. Giyotin Dergi çatısı altında röportajlar, söyleşiler, anket çalışmaları ve Mülkiye ile ilgili haberler yapmak üzere yola çıktık. Uzun ömürlü ve nitelikli bir oluşum olması için elimizden geleni yapıyoruz. Destekleriniz için tekrardan teşekkür ederiz. Dr. Öğretim Üyesi Uğur Tekiner: Rica ederim. SÇ: İsterseniz, ilk sorumuzla başlayalım. Öncelikle, Fransa ve Birleşik Krallık'taki sol partilerin zaferleri seçmen davranışlarındaki değişimi mi yoksa geçici bir tepki yansıtmakta ve uzun vadede bu desteği artırmak için nasıl bir vizyon gerekli? UT: Aslında çok yerinde ve güncel bir soru. Bu iki eğilimi de düşündüğümüzde, her ikisi de diyebilirim. Öncelikle, geniş bir perspektiften baktığımızda bu iki seçim zaferine sadec...