Ana içeriğe atla

ROMA’NIN KANLI EĞLENCESİ: GLADYATÖRLER

 ROMA’NIN KANLI EĞLENCESİ: GLADYATÖRLER



Yazan: Mülayim Sert

                    Gladyatörler, tarihin tozlu sayfalarında kanlı izler bırakmış, anlatılarda ve filmlerde modern çağda kendilerine yer edinmişlerdir. Bu savaşçıların günlük yaşamları, beslenme ve antrenman biçimleri çeşitli çevrelerce oldukça ilgi görmüştür. Beslenme stilleri veganlığa o kadar yakındır ki, arpacı anlamına gelen “hordearii” olarak anılmışlardır. Yaşam tarzlarının dışında, düşünsel çevreyi bile etkilemişlerdir. Karl Marx, arkadaşı Engels’e yazdığı mektuplardan birinde gladyatör ve isyancı Spartaküs için “Spartaküs antik tarihin en görkemli adamıdır. Büyük bir komutan, soylu bir karakter, antik proletaryanın gerçek temsilcisidir.” demiştir (Marx vd. 1985, 23). Gladyatör Spartaküs, Roma İmparatorluğunda kölelik düzenine karşı başkaldıran ilk halk önderidir.

                    Başlangıçta gladyatör dövüşleri, ölülerin ardından yapılan bir seremoniydi. Romalılar bu dövüşlere Latince “munus”, yani “görev”, “armağan” adını vermişlerdir. Ancak zamanla dövüşler, imparatorların elinde halkı eğlendirmek için birer araca dönüşmüş ve amacından sapmıştır. Halk, bir parmak hareketiyle birinin ölümüne veya yaşamasına izin verme gücünü sevmiş ve bu gösterilere yoğun ilgi göstermiştir. Peki, bu kanlı oyunlara hapsolan bir gladyatörün hayatı nasıldı? Her şeyden önce çoğu gladyatör ya köleydi ya da suçluydu. Çiçero, bu savaşçıları ahlaki değerden yoksun barbarlar olarak tanımlamıştır. Roma’nın kesintisiz savaşlarında esir düşen birçok düşman askeri gladyatör dövüşlerinde hayatını kaybetmiştir. Birçok suçlu ise mahkemeler tarafından hayatını bir gladyatör okulunda geçirmeye mahkûm edilmiştir. Bu okullar “ludus” olarak anılırdı. Milattan sonra ikinci yüzyılın başlarında, bu ceza İzmit, İstanbul, Sakarya ve Bursa’da (Bitinya Krallığı bölgeleri) o kadar çok uygulanmıştır ki, gladyatör okulları daha fazla suçlu barındıramaz hale gelmiştir. Bu yüzden çoğu suçlu, Roma halkına köle olarak satılmıştır (Dunkle 2013, 30).

                    Bir ludus’ta yaşam standartları şüphesiz berbattı. Gladyatörler saman şiltelerde uyur, bazı güvenilmeyenler zincirlenir, bazıları ise istedikleri zaman dışarı çıkabilirlerdi. Ayrıca günümüzde bazı çevrelerce savunulan vegan beslenme stilleri muhtemelen arpanın ucuzluğundan ve alt sınıf sayılmalarından kaynaklanmaktadır.

                   Bu insanlar için hayatlarını geri kazanmanın tek yolu dövüşmekti; bir süre sonra halk kahramanı olurlar ve en sonunda bir tahta kılıç dövüşüyle özgürlüklerine kavuşabilirlerdi. Özgürlüklerini alan bazı gladyatörler, ludus’larda eğitmen olabiliyordu. Kadınlar arasında da popülerlerdi ama gerçek şu ki çoğu yirmi yaşını görmeden ölmekteydi. Dengesiz bir zihne sahip olan İmparator Commodus, kendini üst düzey bir gladyatör olarak görürdü. Kolezyum’un yanında yer alan İmparator Nero heykelinin başını kendi başıyla değiştirdi ve kaidesine “12.000 maç kazanan tek solak dövüşçü” yazdırdı (Dunkle 2013, 46). Buradan anlayacağımız üzere gladyatörler, alt sınıf bir tabakaya mensup olmalarına karşın toplumun en üst kademelerindeki insanların bile saygısını kazanabilen savaşçılardı.

                    Sonuç olarak gladyatörlerin hayatı, özgürlük tutkusunun, onurun ve eğlencenin kesiştiği trajik bir hikâyedir. Bu savaşçılar hâlen günümüz popüler kültüründe oldukça ilgi çekmektedirler. İçlerinden bazılarının yaptıkları tarihe kazınmış, onur ve başkaldırıyla bağdaştırılmış, bazıları ise sadece vahşetle anılmıştır.

Bibliography

Dunkle, Roger. 2013. Gladiators: Violence and Spectacle in Ancient Rome. Routledge.

Marx, Karl, Friedrich Engels, ve Karl Marx. 1985. Marx and Engels: 1860-64. Collected Works 41. Lawrence & Wishart.


Bu blogdaki popüler yayınlar

Prof. Dr. Altuğ Yalçıntaş ile Alternatif İktisat Akımları: Heterodoks Yaklaşımlar / Mülkiye Postası 05.12.2024

Muhabir: Röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için Mülkiye Postası adına size teşekkür ederim. Henüz çiçeği burnunda bir oluşum olarak ilk röportajımızı sizinle gerçekleştiriyoruz. Giyotin dergi çatısı altında temelde röportajlar, söyleşiler, sonrasında anket çalışmaları ve Mülkiye Haberleri yapmak amacıyla yola çıktık. Uzun ömürlü ve nitelikli bir oluşum olması için elimizden geleni yapıyoruz. Destekleriniz için tekrar teşekkür ederiz. Prof. Dr. Altuğ Yalçıntaş: Her zaman. Muhabir: Hocam isterseniz yine kitabın en başından alalım. Sizin için iktisat nedir? A.Y: En zor yerden girdin. İktisat geleneksel olarak ekonominin bilimidir. Yani ekonomiyi açıklamak için uğraşan insanların bir araya gelerek yaptığı şeyin ismine iktisat diyoruz biz. Ama bu cevap yeterli olmayabilir çünkü bu sefer “ekonomi nedir?” sorusunu cevaplamamız gerek. Ekonomi yine geleneksel olarak üretim, tüketim ve bölüşüm alanlarının bir bütünü olarak tanımlanır. Bu alanlardaki faaliyetlerin yapısı teknoloji ...

İhtilaller ve İhtimaller Üzerine: Fransız Devrimi’nin Etkisiyle Demokrasinin Süreçsel Gelişimi

  Fransız Devrimi’ne Giriş Fransız Devrimi, yalnızca bir ulusun siyasi yapısını değiştiren bir hareket değil, aynı zamanda modern demokrasinin temellerini atan bir dönüm noktasıdır. Eric Hobsbawm’a göre modern dünyanın tarihsel süreci iki olay ile başlamıştır, İngiltere’de ortaya çıkan Endüstri Devrimi ve Fransa’da ortaya çıkan Fransız Devrimi. (Hobsbawm, 1962) Devrimin ortaya çıkışı, Fransa’nın içinde bulunduğu siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunlarla yakından ilişkilidir. 18. yüzyılın sonlarında Fransa, ekonomik, toplumsal ve siyasi bir kriz içerisindeydi. Mutlak monarşi, halkın ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktı ve Kral XVI. Louis’in yetersiz liderliği devleti zayıflatıyordu. Toplum, vergiden muaf tutulan din adamları ve soylular ile vergiler altında ezilen üçüncü sınıf (halk) arasında keskin bir ayrışmaya sahipti. Amerikan Devrimi’ne verilen mali destek ve 7 Yıl Savaşları, devleti mali bir krizin eşiğine getirmişti. Tarımsal üretimdeki düşüşle birleşen kıtl...

Avrupa’da Sosyal Demokrasinin Mevcut Durumu, Yeniden Yükselişi ve Geleceği Mülkiye Postası – 06.12.2024

Selin Çelik: Hocam, öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için Mülkiye Postası adına size teşekkür ederim. Henüz çiçeği burnunda bir oluşumuz ve ilk röportajlarımızdan birini sizinle gerçekleştirmekteyiz. Mülkiye Postası’ndan biraz bahsetmek isterim. Giyotin Dergi çatısı altında röportajlar, söyleşiler, anket çalışmaları ve Mülkiye ile ilgili haberler yapmak üzere yola çıktık. Uzun ömürlü ve nitelikli bir oluşum olması için elimizden geleni yapıyoruz. Destekleriniz için tekrardan teşekkür ederiz. Dr. Öğretim Üyesi Uğur Tekiner: Rica ederim. SÇ: İsterseniz, ilk sorumuzla başlayalım. Öncelikle, Fransa ve Birleşik Krallık'taki sol partilerin zaferleri seçmen davranışlarındaki değişimi mi yoksa geçici bir tepki yansıtmakta ve uzun vadede bu desteği artırmak için nasıl bir vizyon gerekli? UT: Aslında çok yerinde ve güncel bir soru. Bu iki eğilimi de düşündüğümüzde, her ikisi de diyebilirim. Öncelikle, geniş bir perspektiften baktığımızda bu iki seçim zaferine sadec...