Ana içeriğe atla

 Sessiz Kadehler Ülkesinde: Yasak, Estetik ve Direniş

Yazan: Arda Coşkun

Bir yurdun ruhu, bazen bir sofranın içinde gizlidir. Bir kadeh rakının kokusunda, bir şarabın tozlu etiketinde, bir üreticinin sabahın beşiğinde bağda tuttuğu nefeste. Ekonominin rakamlarla ölçtüğü şeylerin arasında, görünmez bir damar dolaşır: direnmenin estetiği.

Türkiye’de alkollü içki endüstrisi bu estetiğin en incelikli alanlarından biridir. Bir yanda devletin sessiz ama ağır eli: vergiler, yasaklar, denetimler, sansürler. Diğer yanda üreticinin sessiz ama sabırlı direnişi: anlam üretmek, estetikle yaşamak, görünmeden var olmak. Yasak burada yalnızca bir kural değil; bir atmosferdir. Bir tür sis gibi, üretimin her alanına sızar. Ama işte tam o sisin içinde, küçük üreticiler bir ışık bulur — yasağın içinden doğan yaratıcılık.

I. Yasak Ekonomisinin Anatomisi

Devlet, alkolü vergilerle kısıtladığında yalnızca fiyatı yükseltmez; ekonomik erişimi, kültürel ilişkinliği ve hatta gastronomik hafızayı da sınırlar. İçkiler, devletin hem gelir hem de kontrol aracı haline gelir. Bir yandan “kamu düzeni bozuluyor” bahanesiyle yasaklanır, diğer yandan “bütçe dengesi” gerekçesiyle vergilendirilir. Bu ikili politika, endüstriyi sessiz bir savaşa iter. Büyük markalar bu savaşta ölçekle, lobiyle, finansla direnebilir. Ama küçük üretici başka bir silah seçer: anlam. Verginin vurduğu yerden estetik filizlenir. Butik üretici, devlete karşı değil, devleti aşan bir incelikle üretir. Her bir şişe, hem ekonomik bir direnç nesnesi hem de kültürel bir manifesto olur.

II. Sessiz Markalar Çağı: Reklam Yasağından Sonra Doğan Dil

2013’te yürürlüğe giren reklam yasakları, markaların sesini kesti ve gözlerini açtı. Artık kimse konuşamıyordu ama herkes “ima” edebiliyordu. Böylece alkol endüstrisi, modern Türkiye’nin en edebi ekonomi laboratuvarına dönüştü. Markalar, logolarını değil hislerini konuştu. Bir şarap üreticisi, adını anmadan “akşamın dinginliği”ni anlattı. Bir rakı markası, ürününü göstermeden “sohbetin derinliği”ni paylaştı. Bir bira üreticisi, etikete manzara değil “hatıraları” koydu. Artık reklam yoktu, ama imge vardı. Görünürlüğün yasaklandığı, sansürlendiği yerde, ima ekonomisi doğdu. Bu ima, yalnızca estetik bir strateji değil, ekonomik bir zekâ türüydü.

Devlet “konuşamazsın” dedi; markalar “gösteririm” dedi. Ama göstermenin şekli değişti: etiket bir sanat eserine, şişe bir manifestoya, sofralar bir tiyatro sahnesine döndü. Bu yeni dönemde markalar, söylemler yerine atmosfer yarattı. Instagram gönderisinde şişe yoktu, ama masa örtüsünün rengi, gölgelerin tonu, akşamın sessizliği vardı. Tüketici markayı değil, duyguları tanıdı. Ve belki de ilk defa, pazarlama duyguyla beraber, felsefeye bu kadar yaklaştı.


Bu blogdaki popüler yayınlar

İhtilaller ve İhtimaller Üzerine: Fransız Devrimi’nin Etkisiyle Demokrasinin Süreçsel Gelişimi

  Fransız Devrimi’ne Giriş Fransız Devrimi, yalnızca bir ulusun siyasi yapısını değiştiren bir hareket değil, aynı zamanda modern demokrasinin temellerini atan bir dönüm noktasıdır. Eric Hobsbawm’a göre modern dünyanın tarihsel süreci iki olay ile başlamıştır, İngiltere’de ortaya çıkan Endüstri Devrimi ve Fransa’da ortaya çıkan Fransız Devrimi. (Hobsbawm, 1962) Devrimin ortaya çıkışı, Fransa’nın içinde bulunduğu siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunlarla yakından ilişkilidir. 18. yüzyılın sonlarında Fransa, ekonomik, toplumsal ve siyasi bir kriz içerisindeydi. Mutlak monarşi, halkın ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktı ve Kral XVI. Louis’in yetersiz liderliği devleti zayıflatıyordu. Toplum, vergiden muaf tutulan din adamları ve soylular ile vergiler altında ezilen üçüncü sınıf (halk) arasında keskin bir ayrışmaya sahipti. Amerikan Devrimi’ne verilen mali destek ve 7 Yıl Savaşları, devleti mali bir krizin eşiğine getirmişti. Tarımsal üretimdeki düşüşle birleşen kıtl...

Prof. Dr. Altuğ Yalçıntaş ile Alternatif İktisat Akımları: Heterodoks Yaklaşımlar / Mülkiye Postası 05.12.2024

Muhabir: Röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için Mülkiye Postası adına size teşekkür ederim. Henüz çiçeği burnunda bir oluşum olarak ilk röportajımızı sizinle gerçekleştiriyoruz. Giyotin dergi çatısı altında temelde röportajlar, söyleşiler, sonrasında anket çalışmaları ve Mülkiye Haberleri yapmak amacıyla yola çıktık. Uzun ömürlü ve nitelikli bir oluşum olması için elimizden geleni yapıyoruz. Destekleriniz için tekrar teşekkür ederiz. Prof. Dr. Altuğ Yalçıntaş: Her zaman. Muhabir: Hocam isterseniz yine kitabın en başından alalım. Sizin için iktisat nedir? A.Y: En zor yerden girdin. İktisat geleneksel olarak ekonominin bilimidir. Yani ekonomiyi açıklamak için uğraşan insanların bir araya gelerek yaptığı şeyin ismine iktisat diyoruz biz. Ama bu cevap yeterli olmayabilir çünkü bu sefer “ekonomi nedir?” sorusunu cevaplamamız gerek. Ekonomi yine geleneksel olarak üretim, tüketim ve bölüşüm alanlarının bir bütünü olarak tanımlanır. Bu alanlardaki faaliyetlerin yapısı teknoloji ...

Avrupa’da Sosyal Demokrasinin Mevcut Durumu, Yeniden Yükselişi ve Geleceği Mülkiye Postası – 06.12.2024

Selin Çelik: Hocam, öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için Mülkiye Postası adına size teşekkür ederim. Henüz çiçeği burnunda bir oluşumuz ve ilk röportajlarımızdan birini sizinle gerçekleştirmekteyiz. Mülkiye Postası’ndan biraz bahsetmek isterim. Giyotin Dergi çatısı altında röportajlar, söyleşiler, anket çalışmaları ve Mülkiye ile ilgili haberler yapmak üzere yola çıktık. Uzun ömürlü ve nitelikli bir oluşum olması için elimizden geleni yapıyoruz. Destekleriniz için tekrardan teşekkür ederiz. Dr. Öğretim Üyesi Uğur Tekiner: Rica ederim. SÇ: İsterseniz, ilk sorumuzla başlayalım. Öncelikle, Fransa ve Birleşik Krallık'taki sol partilerin zaferleri seçmen davranışlarındaki değişimi mi yoksa geçici bir tepki yansıtmakta ve uzun vadede bu desteği artırmak için nasıl bir vizyon gerekli? UT: Aslında çok yerinde ve güncel bir soru. Bu iki eğilimi de düşündüğümüzde, her ikisi de diyebilirim. Öncelikle, geniş bir perspektiften baktığımızda bu iki seçim zaferine sadec...