Ana içeriğe atla

TT Olmak Ya Da Olmamak: İşte Tüm Mesele Bu

Adalet Sisteminde Yeni Kriter?



Yazan: Helen Hadımoğulları

Günümüzde sosyal medyanın yaşantımızdaki etkisi malumunuz. Artık tuşlu telefonlar kimsenin elinde kalmadı. Yaşlı teyzeler ve amcalar bile TikTok için video çekiyorken sosyal medyanın kullanımı yadsınamaz şekilde arttı. Tabii sosyal medyayı ne için kullandığımız da önemli. Sosyal medyayı kendi gündelik hayatlarımızda neler olduğunu paylaşmak için kullanırken zaman içerisinde başkalarının başlarına gelen şeyleri paylaşmada kullanır olduk. Bunun nedeni toplum önünde yaşanan haksız ve hukuksuz olaylara karşı duyarlı olmamız. Bu sorumluluk bilinci ile en kolay ve en hızlı şekilde sesimizi duyurmak için sosyal medya platformlarını seçiyoruz.

Bu durumun artı ve eksileri tartışılır tabii fakat yardıma muhtaç bir insanı görünür ve duyulur kılması, yani etki alanının genişlemesi ve sürecin hızlanması açısından önemli bir etki yaratır. Küçük bir örnek verecek olursak Hatay’da yaşanan depremden bu yana yaklaşık üç sene geçti ve üç sene boyunca evinden hiç dışarı çıkmayan Barış Özbay’ı duymuşsunuzdur. 6 Şubat depremlerinin ardından yaşama hevesini kaybeden 23 yaşındaki arkadaşımız ¨Hayalim yok. Hiçbir şey olmasını istemiyorum. Hayat inişli çıkışlı ama ben sadece pes edenlerdenim. Hayatın inişleri, çıkışlarına değmiyor.¨ diyen ve yaşamaya dair ümidini kaybeden binlerce insandan sadece bir tanesi. Arkadaşımızın bu yürek burkucu söylemi sosyal medyada hızla yayılmış olup Hatay Valisi Mustafa Masatlı’nın dikkatini çekmişti. Masatlı’nın talimatı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ekipleri Barış’a ulaşıp uzun uğraşlar sonucunda dışarıya çıkmasını sağlamış ve Engelli Yaşam Merkezine getirilerek kişisel bakımı yapılmıştı. Bu ufak örnek bile sosyal medyanın görünürlük ve ulaşılabilirlik bakımından ne kadar etkili olduğunu gözler önüne seriyor.

Şimdi gelelim bu durumun hukuk sistemimize olan etkisine. Şimdi ¨Sosyal medyanın hukuk sistemiyle ne alakası var?¨ ya da ¨Tamam yardıma ihtiyacı olan insanları görünür kılıyor da yargı sürecini veya cezai yaptırımları nasıl etkiliyor olabilir ki?¨ diye düşünebilirsiniz. Maalesef hukuk sisteminde açıkları olan bir ülkede yaşıyoruz; normal şartlarda gözaltı kararı verilirken kaçma şüphesi ve delil karartma riski gibi kriterlerin yeterli olması gerekirken, sosyal medyadan sesimizi duyurmadıkça dikkate alınmayan birçok vaka var. Bu yüzden sosyal medya hem görünürlük hem ulaşılabilirlik hem de süreç hızlandırma açısından büyük bir önem teşkil ediyor.

Günümüzde işlenen suçlar, cinayet vakaları, özellikle de kadın cinayetleri çok ciddi bir artış halinde. Türk Ceza Kanunu’nda nitelikli kasten öldürme suçunun yaptırımı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıdır, lakin şu an Türkiye’de uygulanan hukuk sisteminde o cinayetin bir haber niteliği yoksa maalesef gerekli yaptırımlar uygulanmayabiliyor. Gerekli cezaların verilmesi için haber niteliği taşımanız da bazen yetmiyor, halkın tepkisini de arkanıza almanız gerekiyor. Hatta belki de adliye koridorlarında binlerce insanın sizinle bir arada olması gerekiyor. Zira buna ihtiyaç duyacak hale getirildik. Kamuoyunda büyük yankı uyandıran üniversite öğrencisi kardeşimiz Rojin Kabaiş davası aradan bir yıldan fazla geçmesine rağmen henüz sonuçlanamadı. İlk başta intihar ettiği söylenildi, sonra vücudunun belirli yerlerinde iki farklı erkeğe ait DNA örnekleri tespit edildi. Adli Tıp Kurumu’nun bunu uzun süre gizlemesi ve sonra da ¨bulaş ihtimali¨ olduğunu söylemesi çelişkileri de beraberinde getirdi. Adli Tıp Kurumu’ndan çıkan bu çelişkili söylemler sosyal medya üzerinden tepki almasına neden oldu. Bu tepki üzerine Adalet Bakanı Yılmaz Tunç konuya bizzat müdahale etti. Bakan Tunç, devam eden soruşturma kapsamında İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan ek bir uzman raporu talep edildiğini açıkladı. Ayrıca, soruşturmanın hiçbir ayrıntı göz ardı edilmeden yürütüldüğünü ve “Rojin evladımızın acılı ailesi ve milletimiz müsterih olsun; soruşturmada tek bir nokta dahi karanlıkta kalmayacak, maddi gerçek mutlaka ortaya çıkarılacaktır." dedi. Baba Nizamettin Kabaiş hala kızı için tüm kamuoyunun önünde hukuk mücadelesine devam ediyor fakat henüz bir sonuç elde edilemedi. Baba Kabaiş ¨Zengin olsaydık olay hemen çözülürdü, yoksuluz diye kimse destek olmadı.¨ diyerek isyan etti. Görüyorsunuz ki bir senedir herkesin gündeminde olan kardeşimiz Rojin için net bir ilerleme kaydedilemedi.

Size başka birinden daha bahsedeyim. Henüz 14-15 yaşlarındayken bıçaklı saldırıya uğrayan kardeşimiz Mattia Ahmet Minguzzi. Hayatının daha başında olan Mattia Ahmet’in kendi yaşıtları tarafından uğradığı saldırının ölümle sonuçlanması ülkede büyük yankı uyandırdı. Bu içler acısı olay üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan devreye girerek ¨suça sürüklenen çocuklar¨ için yeni düzenleme yapılması talimatını verdi. Davada iki sanık ¨çocuğu kasten öldürme¨ suçundan en üst sınırdan 24’er yıl hapis cezasına çarptırıldı fakat yeterli delil olmasına rağmen diğer iki sanık için beraat kararı verildi ve tahliye edildiler. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, tahliye edilen sanıklar hakkındaki beraata ilişkin karara itiraz ettiğini duyurdu. Aile avukatları da karara itiraz edeceklerini belirtti. Ama işte gördüğünüz gibi bazen gündem olmak da yetmeyebiliyor. Şayet güçlü değilseniz, zengin değilseniz veya tanıdıklarınız yoksa adalet peşinde koşmak sadece zaman kaybından başka bir şey olmuyor bu ülkede. Aileler adalet arayışında bitap düşüp yaslarını bile tutamıyor. Ailelere reva görülen bu usulsüzlüklerin bitmesi ve adalet sistemine olan inancımızın daha fazla zarar görmemesi için acilen gerekli yaptırımların uygulanması lazım.

Şimdi, adalet sisteminin asıl amacı bu tarz olaylar yaşanmadan önce engellemek değil mi? Yaşanan olaylar sonrasında yeni düzenleme yapmak, açıkları kapatmak, elbette ki önemli bir adım lakin bu düzenlemelerin yapılması için illa ki gencecik bir çocuğun ölmesi mi gerekiyordu? Yargı sistemi her zaman gündem olan olayların üzerinde yarattığı baskı ile mi işleyecek? Bangalor Yargı Etiği İlkeleri, “Hâkim, hangi makamdan veya hangi nedenle gelirse gelsin, doğrudan veya dolaylı her türlü dış etki, teşvik, baskı, tehdit veya müdahaleden uzak şekilde, kendi vicdani kanaatine uygun olarak hukuka ve somut gerçeklere ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak, yargı görevini bağımsız olarak yerine getirir.” der. Yargı asla biat etmez, etmemelidir zaten. Aksi takdirde asayiş sağlanamaz, toplumun refahı ve güvenlik ihtiyacı karşılanamaz. Bütün bu bahsettiğimiz olaylar karşısında adaleti uygulayıcı kişilerin baskılara göre adalet sağlaması ne kadar adil? Hakimlerin ve yargı sisteminin bu baskıya direnç göstermesi, kararlarını sadece yasa ve delillere dayandırarak karar vermesi gerekiyor. Sosyal medyada paylaşılan her haberin bir karşılığı olmuyor ama karşılık bulan haberlerin bir tarafa iyi bir tarafa kötü yaptırımları olabiliyor. Çünkü sosyal medya aynı zamanda bilgi kirliliğinin de çok fazla olduğu bir platform. Yazılan her şey yanlış olmadığı gibi yazılan her şey doğru da değil. Bir kişiye atılan bir iftira durumu sosyal medyada mağdurmuş gibi görünen ya da suçluymuş gibi görünen insanların varlığını doğurabilir. İşte yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı, yasa ve delillere uygun hareket etmesi bu açıdan çok büyük bir önem teşkil ediyor. Zira mağdur tarafın aleyhinde bir karar verilmesi o kişinin haksız tutuklanma riskini yaratır. Bu durum da özgürlüğün kısıtlanması manasına gelir.

Sonuç olarak Türkiye'de sosyal medyanın, yargının hızlanmasında ve bazen de gerekli yaptırımların uygulanmasında olumlu bir "halkın denetimi" aracı işlevi görmesinin yanı sıra, "delil" değil "popülerlik" bazlı kararlar alma riskini de beraberinde getirdiği bir gerçektir.

Adalet; Instagram, X (Twitter) veya Facebook gibi sosyal medya platformlarından sağlanmaz. Bunlar adaletin ölçütü olmamalı. Adalet, baskıdan bağımsız, sadece yasalara ve delillere dayalı bir mekanizma ile sağlanabilir. Adalet sırtını kanunlardan başka hiçbir şeye dayamaz.






https://bianet.org/haber/rojin-kabais-dosyasi-cinsel-saldiri-ihtimali-ortaya-cikti-3124i4

https://www.iha.com.tr/istanbul-haberleri/bassavcilik-minguzzi-davasinda-istinafa-  basvuruldugunu-acikladi-322648556?utm_

https://medyascope.tv/2025/10/21/mattia-ahmet-minguzzi-davasinda-karar-aciklandi-iki- saniga-24-yil-hapis-cezasi/

https://www.sektorgazetesi.com.tr/deprem-magduru-genc-3-yil-sonra-hayata-ilk-adimi-atti- hamam-tiras-ve-ilk-disari-cikis-iste-barisin-yeni-hali

https://www.yargitay.gov.tr/documents/ek1-1612425208.pdf?utm_


Bu blogdaki popüler yayınlar

İhtilaller ve İhtimaller Üzerine: Fransız Devrimi’nin Etkisiyle Demokrasinin Süreçsel Gelişimi

  Fransız Devrimi’ne Giriş Fransız Devrimi, yalnızca bir ulusun siyasi yapısını değiştiren bir hareket değil, aynı zamanda modern demokrasinin temellerini atan bir dönüm noktasıdır. Eric Hobsbawm’a göre modern dünyanın tarihsel süreci iki olay ile başlamıştır, İngiltere’de ortaya çıkan Endüstri Devrimi ve Fransa’da ortaya çıkan Fransız Devrimi. (Hobsbawm, 1962) Devrimin ortaya çıkışı, Fransa’nın içinde bulunduğu siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunlarla yakından ilişkilidir. 18. yüzyılın sonlarında Fransa, ekonomik, toplumsal ve siyasi bir kriz içerisindeydi. Mutlak monarşi, halkın ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktı ve Kral XVI. Louis’in yetersiz liderliği devleti zayıflatıyordu. Toplum, vergiden muaf tutulan din adamları ve soylular ile vergiler altında ezilen üçüncü sınıf (halk) arasında keskin bir ayrışmaya sahipti. Amerikan Devrimi’ne verilen mali destek ve 7 Yıl Savaşları, devleti mali bir krizin eşiğine getirmişti. Tarımsal üretimdeki düşüşle birleşen kıtl...

Prof. Dr. Altuğ Yalçıntaş ile Alternatif İktisat Akımları: Heterodoks Yaklaşımlar / Mülkiye Postası 05.12.2024

Muhabir: Röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için Mülkiye Postası adına size teşekkür ederim. Henüz çiçeği burnunda bir oluşum olarak ilk röportajımızı sizinle gerçekleştiriyoruz. Giyotin dergi çatısı altında temelde röportajlar, söyleşiler, sonrasında anket çalışmaları ve Mülkiye Haberleri yapmak amacıyla yola çıktık. Uzun ömürlü ve nitelikli bir oluşum olması için elimizden geleni yapıyoruz. Destekleriniz için tekrar teşekkür ederiz. Prof. Dr. Altuğ Yalçıntaş: Her zaman. Muhabir: Hocam isterseniz yine kitabın en başından alalım. Sizin için iktisat nedir? A.Y: En zor yerden girdin. İktisat geleneksel olarak ekonominin bilimidir. Yani ekonomiyi açıklamak için uğraşan insanların bir araya gelerek yaptığı şeyin ismine iktisat diyoruz biz. Ama bu cevap yeterli olmayabilir çünkü bu sefer “ekonomi nedir?” sorusunu cevaplamamız gerek. Ekonomi yine geleneksel olarak üretim, tüketim ve bölüşüm alanlarının bir bütünü olarak tanımlanır. Bu alanlardaki faaliyetlerin yapısı teknoloji ...

Avrupa’da Sosyal Demokrasinin Mevcut Durumu, Yeniden Yükselişi ve Geleceği Mülkiye Postası – 06.12.2024

Selin Çelik: Hocam, öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için Mülkiye Postası adına size teşekkür ederim. Henüz çiçeği burnunda bir oluşumuz ve ilk röportajlarımızdan birini sizinle gerçekleştirmekteyiz. Mülkiye Postası’ndan biraz bahsetmek isterim. Giyotin Dergi çatısı altında röportajlar, söyleşiler, anket çalışmaları ve Mülkiye ile ilgili haberler yapmak üzere yola çıktık. Uzun ömürlü ve nitelikli bir oluşum olması için elimizden geleni yapıyoruz. Destekleriniz için tekrardan teşekkür ederiz. Dr. Öğretim Üyesi Uğur Tekiner: Rica ederim. SÇ: İsterseniz, ilk sorumuzla başlayalım. Öncelikle, Fransa ve Birleşik Krallık'taki sol partilerin zaferleri seçmen davranışlarındaki değişimi mi yoksa geçici bir tepki yansıtmakta ve uzun vadede bu desteği artırmak için nasıl bir vizyon gerekli? UT: Aslında çok yerinde ve güncel bir soru. Bu iki eğilimi de düşündüğümüzde, her ikisi de diyebilirim. Öncelikle, geniş bir perspektiften baktığımızda bu iki seçim zaferine sadec...