Ana içeriğe atla

Vergi Sisteminde Tersine Adalet

Gelir düzeyine ters orantılı bir vergi yükü altında, ekonomik adaletten söz etmek mümkün müdür?



Yazan: Bakkal Gazi

Vergi kavramı ile “vergilendirme” arasında temel bir ayrım yapmak gerekir. Vergi en yalın haliyle, kamu hizmetlerine finansman sağlama amacıyla bireylerden ve kurumlardan alınan paydır. Bu şekliyle teknik bir zorunluluk, bir ihtiyaç, hatta belki bir “fiyat” olarak görülebilir ve politik değildir.

Ancak bu payın kimden, ne kadar, gelirden mi, tüketimden mi yoksa servetten mi alınacağına ve tabii kimlere istisna tanınacağına karar verme süreci yani “vergilendirme” baştan aşağı politiktir. İşte tam da bu noktada, vergilendirme devletin gelir elde etmesinin yanı sıra ekonomik eşitliğin sağlanması için kullanılması gereken kritik bir araçtır. Ancak mevcut vergi sistemi, bu amacın tam tersi bir işleyiş sergileyerek eşitsizliği derinleştiren bir yapıya evrilmiştir. Dar gelirlinin üstündeki baskıyı artırırken sermaye gruplarına sağlanan ayrıcalıklar, ekonomik adaletin temel ilkeleriyle tamamen ters düşmektedir. Peki, az kazanandan çok, çok kazanandan ise az vergi alınan bir sistemde ekonomik eşitlik sağlanabilir mi?

Görünmez Yük: Dolaylı Vergiler ve Sistemin İki Yüzü

Türkiye’de vergi gelirinin büyük bir kısmı, dolaylı vergilerden oluşmaktadır. Bu dolaylı vergilerin başını KDV ve ÖTV çeker ve gelir düzeyine bakılmaksızın her kesimden insanı aynı oranda etkiler. Bu durum, düşük ve orta gelirli kesimi nispeten zorlar, ancak büyük sermaye sahipleri ve yüksek gelir grubundaki insanlar gerek dolaylı vergilerde gerekse doğrudan vergilerde “vergiden kaçınma”* yollarına, vergi aflarına, vergi indirimleri gibi teşviklere sahiplerdir. Bu teşvik politikaları, mali disiplinin yalnızca küçük mükellefler için geçerli ve sıkı olduğu izlenimini güçlendirmektedir. Devletin bu gibi yapısal sorunlara karşı yeterli bir denetim mekanizması geliştirmemiş olması, üstelik dönemsel vergi aflarıyla – ki bu aflar ülkemizde rutin haline gelmiştir- sermaye gruplarına adeta cezasızlık güvencesi sunması, vergide adaleti fiilen ortadan kaldırmakta, hatta vergi kaçırma girişimlerine ihtiyacı olan özgüveni sağlamaktadır. Bu yapı, verginin asli işlevlerinden biri olan gelir dağılımında adalet sağlama amacını ortadan kaldırmakla kalmayıp var olan eşitsizlikleri kurumsallaştırmaktadır. 






GRAFİK 1: Devlet Vergi Gelirlerinin Türlere Göre Dağılımı:

Türkiye İstatistik Kurumu, Devlet Hesapları Raporu (2019)

Derinleşen Uçurum

Vergilendirme politikalarının toplum üzerindeki etkisi, özellikle alt ve orta gelir gruplarının alım gücü üzerindeki düşüşle kendisini göstermektedir. Tüketim üzerindeki yüksek vergiler, temel ihtiyaçlara dahi erişimi zorlaştırmaktadır. OECD verileri, Türkiye’nin dolaylı vergilere en çok başvuran ülkeler arasında olduğunu açıkça göstermektedir. Dolaylı vergiler özellikle sabit gelirli vatandaşın üzerindeki vergi yükünü fazlasıyla artırmaktadır. Öte yandan birçok gelişmiş ekonomide, artan oranlı gelir vergileri ve servet vergileri yoluyla üst gelir gruplarından daha fazla kaynak sağlanarak gelir eşitsizliğinin dengelendiği gözlemlenmektedir. Türkiye’de ise durum tersine işlemekte ve üst gelir gruplarına yapılan düşük oranlardaki vergilendirmeler yetmezmiş gibi çeşitli yasal istisnalar ile korunmaktadır. Ancak orta sınıf ise artan vergi yükü, düşen reel gelir, ve yükselen yaşam maliyetleri altında kaybolurken, zengin ile yoksul arasındaki uçurum giderek derinleşmektedir. Böylece vergilendirme, gelir dağılımdaki dengeyi sağlamak bir tarafa sınıf çatışmasını besleyen bir araç haline gelmiştir.

Kader Değil Tercih: Eşitsizlik Yerine Adaleti Kurumsallaştırmak

Vergilendirme politikaları, gelir dağılımını dengelemekten uzakta, eşitsizliği kurumsallaştıran bir yapıdadır. Ancak bu kaderimiz değildir Birçok gelişmiş ekonomide, gelir eşitsizliğinin dengelenmesi için artan oranlı gelir vergileri ve servet vergileri yoluyla üst gelir gruplarından daha fazla kaynak sağlandığı gözlemlenmektedir. Türkiye’de ise durum tam tersine işlemekte; üst gelir gruplarına yapılan düşük oranlardaki vergilendirmeler yetmezmiş gibi, bu gruplar çeşitli yasal istisnalar ile korunmaktadır. Bu nedenle gelir vergisinin yeniden yapılandırılması, servet vergisinin yürürlüğe konulması ve yüksek sermaye gruplarına yönelik disiplinli, sıkı ve etkin denetleme politikaları oluşturulması zorunluluk haline gelmiştir. Aynı zamanda dolaylı vergilerin bütçe içindeki ağırlığı kademeli olarak azaltılmalı, doğrudan vergilerin payı arttırılmalıdır. Vergi yükü, ödeme gücüne göre yeniden şekillendirilmelidir. Aksi takdirde, ülkemizde vergilendirme politikalarının ekonomik eşitliğe destek sağlaması ne yazık ki sadece teorik bir iddiadan ibaret kalmaya devam edecektir.

*Vergiden Kaçınma: yasal yollarla ödenmesi gereken vergiyi azaltma veya erteleme amacıyla yapılan mali planlamadır. Yani, vergi yasalarındaki boşluklardan yasal fakat etik açıdan tartışmalı biçimde yararlanmadır.



Kaynakça:

TÜRKONFED. Vergi Politikalarının Gelir Dağılımı Üzerindeki Etkisi.2021.

OECD. Revenue Statistics 2023 – Turkey Highlights. OECD Publishing,2023.

Vergi Konseyi Raporu, Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanlığı, 2020.

OECD. Consumption Tax Trends 2022. OECD Publishing, 2020.

TÜİK. Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması, 2023

IMF. Fiscal Policy and Income Inequality. IMF Policy Paper,2022.

Piketty, Thomas. Capital in the Twenty-Firt Century. Harvard University Press, 2014.

TÜSİAD. Türkiye’de Vergi Politikaları ve Reform İhtiyacı. 2020.

Zucman, Gabriel. The hidden Wealth of Nations: The scourge of Tax Havens. University of Chicago Press, 2015.

UNDP. Human Development Report 2021/2022 – Tax Justice and Inequality.

IMF. Taxing the Rich: Issues and Options. 2022.

Çevik, Serhan & Aydın, Levent. “Vergi Adaleti ve Türkiye’de Vergi Politikaları.” İktisat ve Finans Dergisi, 2019. 


Bu blogdaki popüler yayınlar

İhtilaller ve İhtimaller Üzerine: Fransız Devrimi’nin Etkisiyle Demokrasinin Süreçsel Gelişimi

  Fransız Devrimi’ne Giriş Fransız Devrimi, yalnızca bir ulusun siyasi yapısını değiştiren bir hareket değil, aynı zamanda modern demokrasinin temellerini atan bir dönüm noktasıdır. Eric Hobsbawm’a göre modern dünyanın tarihsel süreci iki olay ile başlamıştır, İngiltere’de ortaya çıkan Endüstri Devrimi ve Fransa’da ortaya çıkan Fransız Devrimi. (Hobsbawm, 1962) Devrimin ortaya çıkışı, Fransa’nın içinde bulunduğu siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunlarla yakından ilişkilidir. 18. yüzyılın sonlarında Fransa, ekonomik, toplumsal ve siyasi bir kriz içerisindeydi. Mutlak monarşi, halkın ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktı ve Kral XVI. Louis’in yetersiz liderliği devleti zayıflatıyordu. Toplum, vergiden muaf tutulan din adamları ve soylular ile vergiler altında ezilen üçüncü sınıf (halk) arasında keskin bir ayrışmaya sahipti. Amerikan Devrimi’ne verilen mali destek ve 7 Yıl Savaşları, devleti mali bir krizin eşiğine getirmişti. Tarımsal üretimdeki düşüşle birleşen kıtl...

Prof. Dr. Altuğ Yalçıntaş ile Alternatif İktisat Akımları: Heterodoks Yaklaşımlar / Mülkiye Postası 05.12.2024

Muhabir: Röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için Mülkiye Postası adına size teşekkür ederim. Henüz çiçeği burnunda bir oluşum olarak ilk röportajımızı sizinle gerçekleştiriyoruz. Giyotin dergi çatısı altında temelde röportajlar, söyleşiler, sonrasında anket çalışmaları ve Mülkiye Haberleri yapmak amacıyla yola çıktık. Uzun ömürlü ve nitelikli bir oluşum olması için elimizden geleni yapıyoruz. Destekleriniz için tekrar teşekkür ederiz. Prof. Dr. Altuğ Yalçıntaş: Her zaman. Muhabir: Hocam isterseniz yine kitabın en başından alalım. Sizin için iktisat nedir? A.Y: En zor yerden girdin. İktisat geleneksel olarak ekonominin bilimidir. Yani ekonomiyi açıklamak için uğraşan insanların bir araya gelerek yaptığı şeyin ismine iktisat diyoruz biz. Ama bu cevap yeterli olmayabilir çünkü bu sefer “ekonomi nedir?” sorusunu cevaplamamız gerek. Ekonomi yine geleneksel olarak üretim, tüketim ve bölüşüm alanlarının bir bütünü olarak tanımlanır. Bu alanlardaki faaliyetlerin yapısı teknoloji ...

Avrupa’da Sosyal Demokrasinin Mevcut Durumu, Yeniden Yükselişi ve Geleceği Mülkiye Postası – 06.12.2024

Selin Çelik: Hocam, öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için Mülkiye Postası adına size teşekkür ederim. Henüz çiçeği burnunda bir oluşumuz ve ilk röportajlarımızdan birini sizinle gerçekleştirmekteyiz. Mülkiye Postası’ndan biraz bahsetmek isterim. Giyotin Dergi çatısı altında röportajlar, söyleşiler, anket çalışmaları ve Mülkiye ile ilgili haberler yapmak üzere yola çıktık. Uzun ömürlü ve nitelikli bir oluşum olması için elimizden geleni yapıyoruz. Destekleriniz için tekrardan teşekkür ederiz. Dr. Öğretim Üyesi Uğur Tekiner: Rica ederim. SÇ: İsterseniz, ilk sorumuzla başlayalım. Öncelikle, Fransa ve Birleşik Krallık'taki sol partilerin zaferleri seçmen davranışlarındaki değişimi mi yoksa geçici bir tepki yansıtmakta ve uzun vadede bu desteği artırmak için nasıl bir vizyon gerekli? UT: Aslında çok yerinde ve güncel bir soru. Bu iki eğilimi de düşündüğümüzde, her ikisi de diyebilirim. Öncelikle, geniş bir perspektiften baktığımızda bu iki seçim zaferine sadec...