Ana içeriğe atla

BEYAZ KAPILAR

 BEYAZ KAPILAR

          Yazar: Şirin Güçlü

Sibel’in balkonuna çıkar çıkmaz taşınacağını anladığı bu apartman, 1978’de son hâlini alırken bütün dış kapılar beyaza boyanarak tamamlanmış ve geçen yılların eskittiği kapıların sadece beyaz olanlarla değiştirilmesine izin verilmişti. Kat kat üst üste dizilmiş bu hayatların aynı renge hapsedilmesi ve Sibel’in kendi dağınıklığından kaçmak istemesi, onu beyaz kapıların ardında kalan bütün hayatların benzer olduğu gibi saçma ama tutarlı bir inanışa sürüklüyordu. Ta ki sol ayağını kırıp apartmanın kapısını gören masasında mahsur kalana dek.

          İlk günler, Sibel’in çalışmaya başladığı saatlerde takım elbiseli orta yaşlı bir adam, biri diğerinden biraz büyük iki küçük kızın ellerinden tutarak hızlıca arabaya götürüp yola çıkıyordu. Sibel, çocukların seslerinden bu adamın ve küçük kızların alt kat komşuları olduğunu anladı. Çocuklardan duyabildiği tek ses gülüşlerdi. Annelerinin kızları her gece masallarla uyuttuğunu, hep en güzel yemekleri pişirdiğini, büyük sorunları hiç telaşlanmadan çözdüğünü, ara sıra kızların hızlı büyümesine üzüldüğünü hayal etti. Babalarınınsa her gün kendisine biraz dar olan takım elbisesini giyip işe gittiği ve kızları sabah okula bıraktığı için kendine düşeni yaptığından emin olduğundan, akşamları ve hafta sonları neredeyse hiçbir şey yapmadığını düşündü.

          Sibel’in az ama düzenli gördüğü bir başkası, akşamüstü yürüyüşlerine çıkan, arkadan gördüğü ilk zamanlar ne kadar yaşlı olduğunu fark edemediği bir adamdı. Evde de yürüyüşlerindeki gibi yalnız mı bilinmese de etrafındakilerden bağımsız yalnızlığı, eve dönerkenki yavaş adımlarından, apartmanın kedileriyle sohbetlerinden anlaşılıyordu. Sibel, adamın çocukluğunu düşündü hep; küçük bir çocukken hiç yalan söyleyemediğine, karanlıkta uyuyamadığına, aklından çıkarma işlemi yapamadığına, hiç sessiz gülemediğine, ama büyüdükçe gülüşü dışında hepsinin değişmiş olduğuna, bunu fark ettiğinden beri de doğru dürüst gülmediğine inandı.

          Apartman sakinlerinden Sibel’in radarına giren son kişi, evine motoruyla gidip gelen kısa kıvırcık saçlı, uzun boylu bir kadındı. Motorunda bazen arkadaşlarını, bazen alışveriş poşetlerini taşıyordu; bazen kaskını çıkardığında sanki birini arıyormuş gibi birkaç saniye gözleriyle yukarıyı yokluyordu. Bazen de apartman bahçesinin duvarına yaslanıp sigara içiyordu. Sibel, onu ağlarken gördüğü zamanların hiçbirinde ona acıyamadı, çünkü nereden gelip içine düştüğünü anlayamadığı bu sıcacık güven duygusu, bu kadının beklediğinin geleceğine, artık neredeyse benlik duygusuyla karışmış, göğsünü tıka basa dolduran umutsuzluğunun yavaş yavaş onu bırakacağına inandırdı Sibel’i.

          Zamanla Sibel, eskisinden azıcık aksak olsa da yürümeye başladı; hayatına biraz kendisinin parçalarını, biraz da kenardan köşeden çaldığı parçaları birleştire birleştire uydurduğu bütün bu yalan hayatlara inanarak devam etti. Beyaz kapılara baktığı zaman sadece kendi boşluklarını doldurduğu yalanları aradı. Çok geçmeden kapı renklerinin apartman sakinlerinin inisiyatifine bırakıldığı bir apartmana taşındı. Burada, eskisinden biraz daha geniş balkonunda geceyi izlerken bir anda yere çömeldi; kendi ağırlığını bile hissetmeyecek kadar hafifken, kendi anlamlar üstüne anlamlar yüklediği hayatının da bir yabancı için başkalarının çalıntı parçalarının birleştirilmesinden uydurulmuş bir hikâyeden fazlası olamadığını, ne kadar taşınmış olsa da beyaz bir kapının arkasında yaşamaya devam ettiğini fark etti. Bu, onun yabancı gözlerle buluştuğu ilk andı. Hiç de hafif değildi; Sibel, artık hiç gitmeyecek o ağırlığı ilk kez o an bacaklarında sonuna kadar hissetti.


Bu blogdaki popüler yayınlar

Prof. Dr. Altuğ Yalçıntaş ile Alternatif İktisat Akımları: Heterodoks Yaklaşımlar / Mülkiye Postası 05.12.2024

Muhabir: Röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için Mülkiye Postası adına size teşekkür ederim. Henüz çiçeği burnunda bir oluşum olarak ilk röportajımızı sizinle gerçekleştiriyoruz. Giyotin dergi çatısı altında temelde röportajlar, söyleşiler, sonrasında anket çalışmaları ve Mülkiye Haberleri yapmak amacıyla yola çıktık. Uzun ömürlü ve nitelikli bir oluşum olması için elimizden geleni yapıyoruz. Destekleriniz için tekrar teşekkür ederiz. Prof. Dr. Altuğ Yalçıntaş: Her zaman. Muhabir: Hocam isterseniz yine kitabın en başından alalım. Sizin için iktisat nedir? A.Y: En zor yerden girdin. İktisat geleneksel olarak ekonominin bilimidir. Yani ekonomiyi açıklamak için uğraşan insanların bir araya gelerek yaptığı şeyin ismine iktisat diyoruz biz. Ama bu cevap yeterli olmayabilir çünkü bu sefer “ekonomi nedir?” sorusunu cevaplamamız gerek. Ekonomi yine geleneksel olarak üretim, tüketim ve bölüşüm alanlarının bir bütünü olarak tanımlanır. Bu alanlardaki faaliyetlerin yapısı teknoloji ...

İhtilaller ve İhtimaller Üzerine: Fransız Devrimi’nin Etkisiyle Demokrasinin Süreçsel Gelişimi

  Fransız Devrimi’ne Giriş Fransız Devrimi, yalnızca bir ulusun siyasi yapısını değiştiren bir hareket değil, aynı zamanda modern demokrasinin temellerini atan bir dönüm noktasıdır. Eric Hobsbawm’a göre modern dünyanın tarihsel süreci iki olay ile başlamıştır, İngiltere’de ortaya çıkan Endüstri Devrimi ve Fransa’da ortaya çıkan Fransız Devrimi. (Hobsbawm, 1962) Devrimin ortaya çıkışı, Fransa’nın içinde bulunduğu siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunlarla yakından ilişkilidir. 18. yüzyılın sonlarında Fransa, ekonomik, toplumsal ve siyasi bir kriz içerisindeydi. Mutlak monarşi, halkın ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktı ve Kral XVI. Louis’in yetersiz liderliği devleti zayıflatıyordu. Toplum, vergiden muaf tutulan din adamları ve soylular ile vergiler altında ezilen üçüncü sınıf (halk) arasında keskin bir ayrışmaya sahipti. Amerikan Devrimi’ne verilen mali destek ve 7 Yıl Savaşları, devleti mali bir krizin eşiğine getirmişti. Tarımsal üretimdeki düşüşle birleşen kıtl...

Avrupa’da Sosyal Demokrasinin Mevcut Durumu, Yeniden Yükselişi ve Geleceği Mülkiye Postası – 06.12.2024

Selin Çelik: Hocam, öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için Mülkiye Postası adına size teşekkür ederim. Henüz çiçeği burnunda bir oluşumuz ve ilk röportajlarımızdan birini sizinle gerçekleştirmekteyiz. Mülkiye Postası’ndan biraz bahsetmek isterim. Giyotin Dergi çatısı altında röportajlar, söyleşiler, anket çalışmaları ve Mülkiye ile ilgili haberler yapmak üzere yola çıktık. Uzun ömürlü ve nitelikli bir oluşum olması için elimizden geleni yapıyoruz. Destekleriniz için tekrardan teşekkür ederiz. Dr. Öğretim Üyesi Uğur Tekiner: Rica ederim. SÇ: İsterseniz, ilk sorumuzla başlayalım. Öncelikle, Fransa ve Birleşik Krallık'taki sol partilerin zaferleri seçmen davranışlarındaki değişimi mi yoksa geçici bir tepki yansıtmakta ve uzun vadede bu desteği artırmak için nasıl bir vizyon gerekli? UT: Aslında çok yerinde ve güncel bir soru. Bu iki eğilimi de düşündüğümüzde, her ikisi de diyebilirim. Öncelikle, geniş bir perspektiften baktığımızda bu iki seçim zaferine sadec...