Ana içeriğe atla

IŞIĞIN VE KARANLIĞIN DANSI

 

IŞIĞIN VE KARANLIĞIN DANSI

Yazar: Ceyhun Yusuf Özkeskin


"Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir." der Filozof Heraklites. Bu düşüncesini açıklarken de "Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz." metaforunu kullanır. Dünyanın sürekli değişmesinin insanlık için rahatlık sağlayan tarafları olduğu gibi ruhu zedeleyen yanları da oluyor. Günümüzde rutin olarak yaptığımız eylemler, kullandığımız aletler; etrafımıza baktığımızda gördüklerimiz, izlediklerimiz, dinlediklerimiz ve hatta hislerimiz bile gittikçe tekdüzeleşmekte, grileşmekte ve diğer bir söyleyişle "ruhsuzlaşmaktadır".

Caddelere park etmiş arabalara, şehir sokaklarının tasarımlarına, mağazalara ve yaşam alanlarına dikkat ettiğimizde her şeyin aynı renklerde ve tonlarda olmaya başladığını görmekteyiz. Bu durum sadece ülkemizde değil dünyanın pek çok yerinde, Madrid’de, Tokyo’da, New York’ta da yaşanmaktadır. İnsanların gelmesini sağlamak için ilgi çekici olması gereken binalar bile tek tek “hastane estetiği” kazanmaktadır. Birbirinin aynısı apartmanlardan oluşan siteler, gri ve siyah tonlarında marketler, deniz manzarasını kapatan gökdelenler ve daha birçok örnek verilebilir.

Romalılar, Spartalılar ve Persler gibi antik uygarlıkların yapılarına veya barok, gotik tarzı mimari örneklere bakarsak; hatta o kadar geriye gitmeyip 20. yüzyıl mimarisine baktığımızda bile, modern tarz ile aralarında bulunan uçurumu hem fiziksel hem de manevi olarak fark edebiliriz. Tarihi yapısını korumayı başaran Edinburgh, Floransa ve Tallin gibi şehirlerde sadece sokakta yürümek bile iç açıcı ve keyifli gelir. Buralar insanlara gerçekten "tarihle iç içe yaşadığı" izlenimini verir. Londra’da hâlâ 1500 tane sokak lambası gaz yağıyla çalışıyor ve bunları yakmakla görevli sadece 5 kişi kalmış durumda. Hem lambaların tasarımı hem de onları yakmak için özel görevlilerin olması, insanlığın en basit ihtiyaçlarından biri olan aydınlanmanın bile estetik ve manalı olmasını sağlamıyor mu? İngiliz besteci Iain Bell bu lambalar için "Bana göre ışığın kaliteli ve daha yumuşak (göz yormayan) hali, elektrikli olandan çok daha etkileyici." sözünü söyler. (Kennedy, 2015) Charles Dickens ise 1838 yılında lamba yakıcılar için "Dışarıda ilk sokak lambasının yakıldığı günden bu yana, babadan oğula geçerek aralarında süregelen o eski tören ve adetlere sıkı sıkıya tutunuyorlar." demiştir. (Dickens, 1838) Henüz tüm estetik yok olmasa da o yolda ilerliyor dünyamız.

Arabalara gelince: Boya endüstrisinin en büyük şirketlerinden Axalta’nın 2025 yılı raporuna göre küresel çapta üretilenlerin %29’ u beyaz, %23’ü siyah, %22’si gri ve %7 si gümüş rengindedir. (Axalta Color Popularity Report, 2025) Sadece renk olarak değil dizayn olarak da kutu gibi dümdüz araçlardır. Buna karşılık klasik otomobillere baktığımızda her birinde farklı bir hava, "Ben buradayım!" diyen bir duruş ve canlı renkleri fark edebiliriz. Şoförünün özgün tercihlerini yansıtan sanki birer "ruhlu" araçlarmış gibi. Yığılmış bir trafik herkes için can sıkıcı bir durum olsa da 70’lerin, 80’lerin trafik fotoğraflarına baktığınızda bugünkü teneke yığınından daha estetik durduğunu görebilirsiniz.

Evlerimizin içinin ise sadelik ve modernlik adı altında kendi eşsiz tercihlerimizden koparılıp duvarlarından canlılığın kazındığını, artık çoğunun bej tonlarında olduğunu görebiliyoruz. Dijital evrende ise örnek olarak cep telefonlarımızın menülerindeki simgelerin dahi düzleştiğini fark edebilirsiniz. Hatırlarsanız Instagram’ın ilk simgeleri gerçek bir kamera şeklindeydi.

Evet, anlaşıldı; her şey tekdüzeleşiyor. Peki ama neden? Bu işin arka planında ne var? Tabii ki 21. yy.daki çoğu durumun sebebi: ekonomi. Sosyoloji derslerinde de gördüğümüz "Mcdonaldization” (Mcdonaldlaşma) tabiri en büyük etkenlerden biri aslında. Mcdonaldlaşma, kısaca sosyolog George Ritzer tarafından ortaya konan verimlilik, hesaplanabilirlik, öngörülebilirlik ve kontrol ilkelerinin; eğitim, sağlık, eğlence ve modern dünyadaki neredeyse her sektörde etkili olduğunu açıklayan bir kavramdır (Ritzer,1993).  Risksiz bir düzen oluşturma çabasıdır aslında. Mcdonalds’ın bir hamburgeri standartlaştırdığı gibi şirketler de "estetiği" standartlaştırıyor. Herkesin bayılmasa bile kullanmayı kabul edeceği üretimler yapıp özgünlüğü kaldırıyor. Böylelikle aynı evleri, aynı otomobilleri ve aynı araç gereçleri pazarlayabilecekleri daimî bir pazar oluşturuyor. Herkes aynı tercihleri yaparsa bu dört ilkenin gerçekleşebileceğinin ve sürekli kârda olabileceklerinin farkındalar. Ekonomik açıdan bakınca mantıklı gözüküyor esasında ama psikolojik açıdan bakınca… O da bireysel bir yorum. 

Naçizane düşüncem insanoğlunun konfor alanına bağımlılığı ile Mcdonaldlaşmanın birbiriyle bağlantılı olduğu yönünde. Tercih yapma zorunluluğunun ortadan kalkması ve başkasının kontrol ettiği yaşam aslında bir konfor alanı sağlıyor bizlere. Ancak seçim yapmak bizim en temel davranışımız. Geldiğimiz yer olan doğa ise birkaç renkten oluşmuyor: rengarenk... Hayatı anlamlı kılan, renkli yaşamak, hepimizin birbirimizden farklı seçimleri olması yani eşsizliğimizdir. Basketbol topunu her attığınızda potaya girdiğini, herkesin sadece sütlü tatlı yediğini ya da her el herkese çift okey geldiğini düşünsenize. İşte herkesi aynı anda memnun etmeye çalışan bu düzen, aynı zamanda herkesi aynı anda memnuniyetsiz yapıyor. 

Goethe, Zur Farbenlehre (Renk Teorisi) kitabında şöyle söyler "Işık ve karanlık, parlaklık ve belirsizlik ya da daha genel bir tabirle ışık ve ışığın yokluğu; rengin doğuşu için elzemdir. Rengin kendisi, karanlığın bir mertebesidir.” (Goethe, 1840) Dünyamızın renklenmesi için karanlık ve ışık birlikte hareket eder. Her şey zıttıyla var oluyor. Her şey herkes için aynı olmamalı ve herkese aynı şekilde hitap etmemeli. Yüzyıllardan beri söylenegeldiği gibi farklılıklarımız bizi biz yapmalı.


Kaynakça:

  1. https://www.historysnob.com/eras/20-cities-that-have-lasted-since-the-medieval-era/21

  2. https://www.axalta.com/corporate/en_US/about-axalta/color.html

  3. https://www.axalta.com/content/dam/New%20Axalta%20Corporate%20Website/Public/Documents/US/axalta-global-automotive-color-popularity_2025.pdf

  4. https://www.goodreads.com/work/quotes/19682-zur-farbenlehre

  5. https://www-simplypsychology-org.translate.goog/mcdonaldization-of-society.html?_x_tr_sl=en&_x_tr_tl=tr&_x_tr_hl=tr&_x_tr_pto=tc

  6. Goethe, J. W. V. (1840). Theory of Colors (C. L. Eastlake, Trans.). London: John Murray.

  7. Hartley, David. “Yükseköğretimin 'McDonaldlaşması': Düşünmeye değer bir konu?” Oxford Review of Education 21.4 (1995): 409-423. 


  1. Kennedy, M. (2015, December 25). Light brigade: carrying the torch for London's last gas Street lamps. The Guardian. https://www.theguardian.com/culture/2015/dec/25/londons-last-gas-street-lamps 

  2. Ritzer, George. “McDonaldlaşmaya Giriş.” McDonaldlaşma: Okuma Kitabı 2 (2002): 4-25.

  3. Ritzer, George. Toplumun McDonaldlaşması: Dijital Çağa Doğru. Sage Publications, 2018.

  4. Ritzer, George. Toplumun McDonaldlaşması. Sage, 2013.

  5. Ritzer, George. “McDonaldlaşma tezi: Genişleme kaçınılmaz mı?” Uluslararası Sosyoloji 11.3 (1996): 291-308.

  6. Ritzer, George ve Steven Miles. “Dijital çağda tüketimin değişen doğası ve McDonaldlaşmanın yoğunlaşması.” Tüketici Kültürü Dergisi 19.1 (2019): 3-20.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Prof. Dr. Altuğ Yalçıntaş ile Alternatif İktisat Akımları: Heterodoks Yaklaşımlar / Mülkiye Postası 05.12.2024

Muhabir: Röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için Mülkiye Postası adına size teşekkür ederim. Henüz çiçeği burnunda bir oluşum olarak ilk röportajımızı sizinle gerçekleştiriyoruz. Giyotin dergi çatısı altında temelde röportajlar, söyleşiler, sonrasında anket çalışmaları ve Mülkiye Haberleri yapmak amacıyla yola çıktık. Uzun ömürlü ve nitelikli bir oluşum olması için elimizden geleni yapıyoruz. Destekleriniz için tekrar teşekkür ederiz. Prof. Dr. Altuğ Yalçıntaş: Her zaman. Muhabir: Hocam isterseniz yine kitabın en başından alalım. Sizin için iktisat nedir? A.Y: En zor yerden girdin. İktisat geleneksel olarak ekonominin bilimidir. Yani ekonomiyi açıklamak için uğraşan insanların bir araya gelerek yaptığı şeyin ismine iktisat diyoruz biz. Ama bu cevap yeterli olmayabilir çünkü bu sefer “ekonomi nedir?” sorusunu cevaplamamız gerek. Ekonomi yine geleneksel olarak üretim, tüketim ve bölüşüm alanlarının bir bütünü olarak tanımlanır. Bu alanlardaki faaliyetlerin yapısı teknoloji ...

İhtilaller ve İhtimaller Üzerine: Fransız Devrimi’nin Etkisiyle Demokrasinin Süreçsel Gelişimi

  Fransız Devrimi’ne Giriş Fransız Devrimi, yalnızca bir ulusun siyasi yapısını değiştiren bir hareket değil, aynı zamanda modern demokrasinin temellerini atan bir dönüm noktasıdır. Eric Hobsbawm’a göre modern dünyanın tarihsel süreci iki olay ile başlamıştır, İngiltere’de ortaya çıkan Endüstri Devrimi ve Fransa’da ortaya çıkan Fransız Devrimi. (Hobsbawm, 1962) Devrimin ortaya çıkışı, Fransa’nın içinde bulunduğu siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunlarla yakından ilişkilidir. 18. yüzyılın sonlarında Fransa, ekonomik, toplumsal ve siyasi bir kriz içerisindeydi. Mutlak monarşi, halkın ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktı ve Kral XVI. Louis’in yetersiz liderliği devleti zayıflatıyordu. Toplum, vergiden muaf tutulan din adamları ve soylular ile vergiler altında ezilen üçüncü sınıf (halk) arasında keskin bir ayrışmaya sahipti. Amerikan Devrimi’ne verilen mali destek ve 7 Yıl Savaşları, devleti mali bir krizin eşiğine getirmişti. Tarımsal üretimdeki düşüşle birleşen kıtl...

Avrupa’da Sosyal Demokrasinin Mevcut Durumu, Yeniden Yükselişi ve Geleceği Mülkiye Postası – 06.12.2024

Selin Çelik: Hocam, öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için Mülkiye Postası adına size teşekkür ederim. Henüz çiçeği burnunda bir oluşumuz ve ilk röportajlarımızdan birini sizinle gerçekleştirmekteyiz. Mülkiye Postası’ndan biraz bahsetmek isterim. Giyotin Dergi çatısı altında röportajlar, söyleşiler, anket çalışmaları ve Mülkiye ile ilgili haberler yapmak üzere yola çıktık. Uzun ömürlü ve nitelikli bir oluşum olması için elimizden geleni yapıyoruz. Destekleriniz için tekrardan teşekkür ederiz. Dr. Öğretim Üyesi Uğur Tekiner: Rica ederim. SÇ: İsterseniz, ilk sorumuzla başlayalım. Öncelikle, Fransa ve Birleşik Krallık'taki sol partilerin zaferleri seçmen davranışlarındaki değişimi mi yoksa geçici bir tepki yansıtmakta ve uzun vadede bu desteği artırmak için nasıl bir vizyon gerekli? UT: Aslında çok yerinde ve güncel bir soru. Bu iki eğilimi de düşündüğümüzde, her ikisi de diyebilirim. Öncelikle, geniş bir perspektiften baktığımızda bu iki seçim zaferine sadec...