Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ana Yazı: DARBOĞAZ

DARBOĞAZ : İthal Dertler ve Refah İhracı

Milenyum +1’de Neler Oldu? “ Türkiye’nin bir türlü çözülemeyen yapısal makroekonomik sorunu nedir?” sorusuna ‘Current Account’ yani ‘Cari Açık’ şeklinde heybeden bir cevap verebiliriz. Nitekim on yıllardır doğru cevap değişmez. Bir diğer yakıcı ve koca bir on yılın kalıcı sorunu ise 90’lı yılların enflasyonudur. 1999 yılında IMF ile imzalanan Stand-by Anlaşması bu sorunu tamamen ortadan kaldıracak 3 yıllık bir planlama içeriyor ve adına ‘Enflasyonu Düşürme Programı’ deniliyordu. Dolar ve euronun günlük değerleri yıllık şekilde belirleniyordu. 1999-2000 programında döviz kuru bir "çıpa" olarak kullanıldı ve belirli bir artış bandı içindeydi. Yani tamamen sabit değil, kontrollü bir artış vardı. Enflasyon düşürme hedefi gerçekleşse de beklenen rakamlara gerilemedi. Buna karşın ortada dış ve iç şoklara karşı epeyce kırılgan bir Türk ekonomisi yarattı. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Başbakan Bülent Ecevit arasında MGK (Milli Güvenlik Kurulu) toplantısında çıkan ‘Anaya...
En son yayınlar

Televizyon Programlarına Çıkıp Kuru Pasta Eşliğinde Bize Cahil Diyen Adamlardan Hoşlanmıyorum.

  Yazan: Berke Şahin Hayır, son iki üç aydır Yalçın Küçük’ün ‘’Aydın Üzerine Tezler’’ kitabına kafayı takmam yüzünden ya da Siyasal’da yaptığımız ‘yuvarlak masa tartışmaları’ etkinliklerinde bu konu üzerine tartıştığımızdan değil. Medyanın ya da şunun bunun aydın insan (!) olarak reklamını yaptığı şu iki tipi; bir biçimde benim gözüme, kulağıma ve bilincime sokup sokup durmasıyla bu yazıyı yazmaya karar verdim. Artık, yeni Türkiye’mizde çok kullanışlı yeni aydınlarımız var. Bir bakıyorsunuz televizyonda 1400’lerden girip 1930’lardan çıkabiliyorlar, bir bakıyorsunuz telefonunuzun ekranından size bize hepimize cahil deyip kahkahayı basabiliyorlar, bir bakıyorsunuz kitapçıda ‘çok satanlar’ rafında kitapları, kapağında da pişmiş kelle gibi sırıtan fotoğraflarıyla size ‘’hayatı nasıl yaşamanız gerektiğini’’ anlatabiliyorlar. Bazen de bir köftecinin ya da baklavacının reklamlarında konu mankenliği yapıyorlar. Çok ama çok aydın olmalarından mütevellit ki nerede görseniz farklı bir konu ...

23 Ocak Günü

  Yazan: F.Celali    23 Ocak günü, saat sabah 05.32'yi gösteriyor. Bugün, intihar edeceğim gün. Balkonda oturmuş güneşin yükselişini izliyorum. Elimde bir kahve fincanı, yarıdan fazlası dolu. Kahve tamamen buz gibi olmuş. Bilerek içmedim. Rüzgar yüzüme narince dokunup saçlarımı dalgalandırıyor. Oturduğum ahşap sandalyenin yanında bir de ahşap masa var, zamanında uyumlu gözükmesi için takım olarak alınmış. Masanın üzerinde bir küllük, küllüğün içinde bir düzine sigara izmariti var. Sigara bana hep bu dünyanın anlamsızlığını hatırlatıyor. Başlarda büyük bir keyif alırsın içerken, sonra bu keyif her söndürülüp buruşturulan izmaritte biraz daha azalır. En sonunda sana keyif vermediği halde bırakamayacak hale gelirsin. Her çektiğin nefeste o zevki almanın umudu vardır aklında, ama nafile. Bir daha asla o keyfi alamazsın içtiğin sigaradan. Hayatım da işte böyle tam olarak. Buruşturup attığım her sene bir öncekinden daha berbat oldu. Her geçen sene daha az keyif aldım, da...