Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ana Yazı: BURAYA BAKMAZLAR: AKDENİZİN ÖKSÜZ VATANI

BURAYA BAKMAZLAR: AKDENİZİN ÖKSÜZ VATANI

  BURAYA BAKMAZLAR: AKDENİZİN ÖKSÜZ VATANI “ Yalan söylediklerini biliyoruz. Yalan söylediklerini biliyorlar. Yalan söylediklerini bildiğimizi biliyorlar. Yalan söylediklerini bildiğimizi bildiklerini de biliyoruz. Ama hâlâ yalan söylüyorlar.” Yazarlar:  Derin Saraçoğlu Tunç Sarp Sönmez Bakkal Gazi Selim Aksel Efe Mert Uyaner Nehir Sivri Mai Kemal Şerif FİLİSTİN HALKININ KANLI TARİHİ Gazze’den yükselen dumanlar, çoğu zaman gerçeğin köklerini görmemizi engelliyor. Bu dosyayı açarken, önce zamanı geri sarıyor ve tozlu raflarda unutulmaya yüz tutmuş o ilk kırılma anlarına gidiyoruz. Çünkü dünü bilmeyen, bugünün vahşetine sadece izleyici kalır.   Filistin halkına uygulanan soykırımın tüm çıplaklığıyla karşımıza çıktığı bu günlerde, kendimize bu yaşananların yalnızca son iki senenin ürünü olmadığını hatırlatmak gerek. İnsan hafızası ne kadar unu...
En son yayınlar

The Paradox of Neutrality: Rethinking Power in the Reproduction of Violence Against Women in Eastern and Western Societies

  The Paradox of Neutrality: Rethinking Power in the Reproduction of Violence Against Women in Eastern and Western Societies Author: Reyhan Javid Neutrality can be seen as a hidden form of power. In moral and social discussions, neutrality is often understood as a sign of fairness and balance. However, when we face issues that are based on gender inequality, such as violence against women, especially rape, the neutrality of legal and social institutions is not a sign of justice. Instead, it can become a tool for maintaining the current situation and continuing violence against women. From a comparative view, we can see that both Eastern and Western societies, in different ways, reproduce violence: in the East, through legal silence under the idea of privacy, and in the West, through formal equality under liberalism. Traditionally, neutrality in classical political science is considered one of the main principles of ethical and legal judgment. It emphasizes avoiding prejudice and tr...

MEKTEB-İ KARNAVAL: İZİNLİ İSYAN

  MEKTEB-İ KARNAVAL: İZİNLİ İSYAN Yazar: Sude Naz Aktaş Uyan ey Tüllab, bir bayram var bu Mayıs’ta! Hepimizin merakla, coşkuyla, çoğu zaman da “Acaba bu sefer ne olacak?” sorusuyla beklediği o şanlı geleneğe sayılı günler kala, akıllarda bir soru bırakarak ve yazı boyunca bu soruyu irdeleyerek okumanızı sağlama temennisiyle başlamak isterim. Niçin İnek Bayramını kutlarız? Her yıl aynı zaman diliminde; aylar öncesinden başlayan bir hazırlıkla, kavgayla, gürültüyle, coşkuyla hazırlanan İnek Bayramı nedir? Bu köklü gelenek içinde bulunduğu duvarları aşıp nasıl her defasında ses getirebilir? Bu soruların cevabını kendi içinizde vermeye başladıysanız şayet, şimdi ben başlamak isterim: İnek Bayramı: 1859 İstanbul kuruluşlu Mekteb-i Fünun-u Mülkiye adıyla eğitim öğretimine başlayan, sonralarda adı Mekteb-i Mülkiye-i Şahane ve Mekteb-i Mülkiye olarak değiştirilmiş, en son ise şu anki bilinen adıyla 1950 yılından itibaren Siyasal Bilgiler Fakültesi olarak eğitim vermeye devam eden biricik o...

ŞAHLAR DA VURULDU ŞEYHLER DE

  ŞAHLAR DA VURULDU ŞEYHLER DE Yazar: Kemal Şerif Başlığımın isim babası ve Geleneksel Türk Tiyatrosu’nun son güldürü üstadı Ferhan Şensoy’u 75. doğum gününde pek derin saygılarımızla anıyor, büyük ustaya Kevser şarabını fazla kaçırmamasını tavsiye ediyoruz. Zira Cennet-i Ala’da mecnunlara sanatçı denildiğine hiçbir kutsal kitapta rastlanılmamaktadır.  Bugün size elimden geldiğince İran’ı anlatmayı, tarih sahnesinde kimi zaman baş aktör kimi zaman figüran olduğu aşamaların altını çizerek mevcut rejimi anlamlandırmanıza yardımcı olmayı planlıyorum. Tartışmasız en köklü medeniyetlerden birkaçının mirasını taşıyan bu ülke aynı zamanda günümüzde en çağdışı rejimlerden biri altında idare ediliyor. Yanı başımızda ve bir o kadar uzağımızdaki bu coğrafya aslında Türkiye ile ortak sınavlardan geçmiş. Aydınlanma yaşayamamış veya hamaset dolu bencil otokratlarla başlayan ve onlarla biten çarpık bir modernizasyondan geçen toplumların makus kaderini, İran da en derinden yaşayanlardan. Değe...

Emperyalizmin Tepemizde Sallanan Kılıcı:

  Emperyalizmin Tepemizde Sallanan Kılıcı: Yazar: Oğuz Kaan Ormancı Gunboat Diplomasisi  Yöntemleri üzerinden bir Emperyalizm Eleştirisi Cicero, Tusculum Tartışmaları’nda (Tusculanae Disputations) Siraküza Kralı Dionysios ve onun saray ahalisindeki dalkavuklarından olan Demokles’in efsanesini anlatır. Efsane şöyle gelişir: Dionysios şatafatlı bir hayat sürdüren, engin zenginlikler ve kaynaklara sahip bir kraldır. Dalkavuklarından Demokles ise her fırsatta kralının zenginliklerine methiyeler dizmektedir. Bir gün Demokles yine kralın varlıklı hayatına methiyeler dizerken Kral Dionysios’tan mutlu kimsenin olamayacağına değinir, bunun üzerine Kral Dionysios Demokles’e yerine geçmek isteyip istemediğini sorar. Demokles kralın teklifini kabul eder ve Kral Dionysios, Demokles’e tüm şatafat ve zevkleri tatma imkânı sunar. Akabindeyse eşsiz bir ziyafet tertip ettirir ve bu ziyafet esnasında kral, Demokles’in başının üstüne, tek bir at kılı ile tavana bağlı bir kılıç asılmasını emrede...

Enkaz

  Enkaz Yazar: F.Celali Gözlerimi beyaza açtım. Bu, pek alışık olduğum bir göz açma değildi. Bu safhada pek çok farklı renge şahit olmuştum: siyah, gri, yeşil… Ancak beyaza pek aşina olduğum söylenemezdi. Bir süre gözlerimi kırpıştırıp etrafa bakındım. Beyaz ışığın kamaştırdığı gözlerim sersemlemişti, nerede olduğum daha belli olmamıştı. Kör mü oldum acaba diye düşündüm. Kısa süre sonra yanıldım. Kör değildim, etrafımı görebiliyordum. Beynim hızlı çalışıyordu. Bir hastaneydi burası. Tepede cızırdayarak yanan ince uzun florasanı, başucumdan koluma bağlanan asılı serum poşeti ve etrafı korumalarla çerçevelenmiş yatağıyla bütün klişelere uyan bir hastanedeydim. Nerede olduğum kesinleşmişti ancak niçin burada olduğum hâlâ bir muammaydı. Hafızamı zorladım, işe yaramadı. Kesinlikle hatırlamadığıma karar verip ihtimalleri düşünmeye başladım. Yattığım odada bir çok yatak vardı, çok ciddi bir durumum olamazdı. Eğer beni kesip biçselerdi daha az kişinin olduğu bir odaya alırlardı. Ardı...